Oradaki, o sahnedeki Hamlet iki kişi: yaşayan genç adam ve ölmüş baba. Hem hayatta hem de ölü. Kocası yapabileceği tek şe kilde, oğullarını hayata döndürmüş. Hayalet konuşurken, Agnes kocasının bunu yazarak, hayalet rolünü bizzat oynayarak oğluyla yer değiştirdiğini görüyor. Oğlunu hayata döndürüp kendisi öl-müş; ölümün onu pençeleri arasına almasına izin verip oğlunun hayatını kurtarmış. "Ne korkunç şey! Ne korkunç! Ne korkunç!" diye mırıldanıyor kocası hayaletin sesiyle, ölürken çektiği acıyı ha tırlayarak. Kocasının her babanın yapmak isteyeceği şeyi yaptığını, oğlunun yerine acı çektiğini, onun yerine geçtiğini, oğlu yaşasın diye onun yerine kendini feda ettiğini görüyor Agnes.
Ben gidiyorum , ama sen daha buradasın ; ...biraz daha katlan bu kötü dünyamıza , benim hikâyemi anlatmak için ...
Hamlet , Beşinci perde , ikinci sahne .
Agnes başını kaldırıyor ve açıklığın ilerisindeki bir kuşüvezi-gümüş rengine çalan gövdesini, narin yapraklarını görüyor. Her şeye rağmen, gülümsüyor. O iki heceyi söylemeyi başararak vez, üvez- kendi kendine tekrarlıyor. Sonbaharda kızaran ye-mişleri kaynatılırsa, karın ağrılarına ve göğüsteki hırıltılara iyi ge-hir evin kapısına dikilirse, kötü varlıkları evde yaşayanlardan mak tutar. İlk kadının, bu ağacın dallarından yaratıldığı söylenir. Babası bir kez olsun söylememiş olsa da, annesinin adı bu ağaçtan geliyor, Agnes bunu çobana sormuş, ona çoban söylemiş. Orman-daki dallar.
Agnes ellerini uzatıp yere dayıyor ve dört ayak üstünde, kurt pozisyonunda durarak bir sancıya daha göğüs geriyor.