mutsuzluk ve umutsuzluk ve çürümüşlük bir virüs gibi yaygın. ete kemiğe işlemiş adeta. dışarı çıktığımda, insanlarla iletişim kurduğumda, nesnelere, samimiyetlere baktığımda suni şeyler görüyorum. anlayacağınız, dünyayı inorganik bir sebze gibi görüyorum. geçmişi bir çelik, günümüzü bir tel levha, geleceği de bir karton gibi tahayyül ediyorum.
✍️
sökün etmişse elem ardından
tezgah kurmuşsa aldatıcı mutluluklar
ve dize gelmiyorsa terslikler
diş geçirilemiyorsa hainlere, gülümseyen düşmanlara
yine de sevmek kazanacak
yine iyilik
yine aşkın rüzgarıdır kasıp kavuracak olan kainatı
insan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth’da da vardı. eski çağlarda kadın olarak yaratılmadıkları için Yahudilerin Tanrı’larına şükretmesini sağlayan, modern dönemdeyse başka tanrıların yerine yeni bir tanrı koymak için misyonerleri dünyanın en ücra köşelerine gönderen şey, işte bu dar görüşlülüktü.
son zamanlarda huzur ve keyif adına nasiplendiğimiz tek durum, mütemadiyen maruz kaldığımız olumsuzlukların bir nebze de olsa aksaması veya azalmasıdır. umudumuzu, kötü giden şeylerin sendelemesine bağlamış durumdayız. iyiliğin, hoşgörünün, inceliğin sesi kesildi, öz olarak mutluluk veren hiçbir şey kalmadı.