Leyla'nın Evi; Zülfü Livaneli'nin klasik romanlarından biri. Ders alınması gereken tarihi olaylar ışığında bir İstanbul romanı. Kesişen hayatlar, gün yüzüne çıkarılan hikayeler, toplumsal bazı bağnazlıkların, tabuların eleştirisi. Osmanlı bir paşanın torunu olan Leyla Hanım'ın, çeşitli bürokratik dolaplarla yalıdaki müştemilat evinden atılması, bu yalıyı hileyle ele geçiren Ömer bey ve babası Ali Yekta Bey, Almanya'daki ailesinin baskıcı tutumundan Türkiye'ye kaçan Roxy... Hikayenin temel taşları bunlar. Hikayenin anlatımı bana biraz kopuk geldi, Leyla dışında karakterlerle bütünleşemedim. Serenad'dan sonra okumuş olmak ve beklentiyi yüksek tutmuş olmaktan mütevellit, Serenad kadar içime sinmedi. Elbette yazan Zülfü Livaneli olunca akıcılığı su götürmez. Yalnızca beklentiyi Serenad kadar yüksek tutmamak gerek diye düşünüyorum. İyi okumalar...
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,4bin okunma
Biraz erken ya da biraz geç ölmenin bir anlamı olmadığına göre, yaşamanın amacı neydi? Zaten yok olacak kumdan şatolar yapmak neye yarıyordu? Büyük bir mücadele içinde olan insanlar böyle şeyler düşünmüyor, kendilerini hayattaki başarılarına adıyorlardı. Ama insanın temel duygusu buydu. Yeryüzü korkusu, yaşam ürkekliği, geçici olmanın yarattığı yürek burkulması. Yani boşluk, büyük bir boşluk.