...ne çok şey var derken, arkaya bakıp bir belki ince uğultulu ile bir âsa, bir değnek, birkaç kitap, mağara var, duvar var, “İniltilerini duyuyor musunuz?” diyen var. Duymadan “Evet,” diyenler var.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hikaye olanlar dile dolaşanlar var, acındığı için sevilen, perişanlığıyla yüz bulanlar var, bilir gibi söyleyen, bilmez gibi susanlar var, bildiğinden susan da var, boşa ağlayan, boş yere ağlamayan da var...
Tercih edilmemek ve sorulmamak beni sanki suskunlaştırmış ve bana gerçekten bir kavanoz hali vermişti. Bunu teyit edebileceğim kimse de yoktu. Ben hakkımda konuşulmayan ve bahsi geçmeyen bir şeydim. Bu hali içime sindirdim ama kendim de yok gibi duymaya, dünyadan silinmiş gibi duymaya başladım. İçimin alabileceği başka bir şey yoktu, benim koyabileceğim başka bir şey yoktu.
İnsanın içinde olduğu hal ona en yabancı haldir. Deli deliliğini, genç gençliğini, ihtiyar fıkradığını bilmez. Birisi gelir de söylerse bunları duyar, duyar da yine anlamaz...