Ümit

Ümit
          Hu Allah Hu Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın... Var mısın ki, yok olmaktan korkuyorsun? İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar. Yazdıklarım, paylaştıklarım evvela nefsimedir.         
Talebe
Lisans
Sinop
İstanbul, 8 Şubat 1980
199 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı

Ümit

, bir kitap okudu
Puan vermedi·456 syf.·
38 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2024 10:03
·
2024 9. kitabı
Yılmaz Özdil
9.2/10 · 3.849 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mim Mim
Mim Mim Grubu kuruldu. Müdafaa-i Milliye. Μ.Μ. Başharflerinin Osmanlıca okunuşu Mim Mim'di. Mustafa Kemal, Topkapılı Mehmet'i çağırdı. "Sen kuracaksın" dedi. Eski tulumbacıydı. Kabadayıydı. Kolunda meşin bileklik, boynunda muska taşıyordu. Gözü karaydı.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Mehmet Akif Ersoy
Kastamonu'da Nasrullah Camisi'nde mesela, şöyle diyordu "Milletler, topla, tüfekle, zırhlı ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak ve ancak, herkes kendi menfaatine bakarsa, herkes kendi menfaatini temin etme kaygısına düşerse yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istediği, ne filan vilayet, ne filan sancaktır, düşmanlarımızın bugün bizden istediği. doğrudan doğruya başımızdır, boynumuzdur, hayatımızdır, devletimizdir." Sonra da ellerini göğe açarak, şu duayı okuyordu... "Ya ilahi, bize tevfikini gönder. Amin! Doğru yol hangisidir, millete göster. Amin!"
Sayfa 170·Kitabı okudu
Sultan II. Abdülhamit
Sultan hazretleri öyle bir muazzam sistem ve teşkilatlanma kurmuştu ki düşmanlar kendisini tahttan indirseler ve hatta Osmanlı Devleti'ni yok etmeyi başarsalar bile sistem padişahtan ve devletten bağımsız olarak çalışabilecek hatta yeni devleti kurabilecek durumdaydı.
Sayfa 169·Kitabı okudu
Öyle lezzetliydi ki...
Sivas'a gitmek üzere yola çıktı. Gene hurda bir otomobil bulabilmişlerdi. Tavanı örten körükleri yırtıktı. Yağmur yağarsa, fenaydı... Yağmasın diye dua ediyorlardı. Bir pınar başında mola verdiler. Acıkmışlardı. Mazhar Müfit o an'ı yıllar sonra bile iştahla anlatacaktı: "Kut-u layemut (ölmeyecek kadar yiyerek) yaşıyorduk. Nevalemiz peynir, zeytin, kuru ekmekten ibaret azıktı. Subaşında köylülere rastladık. Torbalarından çıkarıp kuru soğan ikram ettiler. Öyle lezzetliydi ki..."
Sayfa 114·Kitabı okudu