Muverrik el-İclî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: İbn Ömer'e "Kuşluk namazı kılıyor musun?" diye sordum. O "Hayır" dedi. "Ömer kılar mıydı?" dedim, "Hayır!" dedi. "Peki, Ebû Bekir kılar mıydı?" diye sorduğumda yine "Hayır!" dedi. "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem kılar mıydı?" diye sorduğumda ise "Sanmıyorum" dedi.
Kalpteki dağınıklığı giderip toplamak ancak onu Allah'a yönlendirmekle mümkündür. Aynı şekilde kalpteki yalnızlığı sadece Allah ile ünsiyet ve O'nunla yalnız kalmak giderir.
Kalpteki üzüntüyü giderecek tek şey Allah'ı tanımakla hissedilen mutluluk ve ona karşı düzgün bir şekilde yapılan kulluktur.
Yine kalpte bir takım endişeler vardır bunu susturup sakinleştirmenin tek çaresi merkeze Allah'ı almak ve O'na yönlendirmektir.
Yine kalpte bir takım hasret ateşleri vardır. Bu ateşi söndürmek Allah'ın emirlerine, yasaklarına ve takdirine razı olup son nefese kadar istikrar üzere gitmekle mümkündür.
Kalbin çok şiddetli istekleri vardır bunu durdurmanın tek yolu hedeflerini iptal edip onu sadece Allah rızasına yönlendirmekle mümkündür.
Kalpte derin bir fakirlik vardır bunu ancak Allah'ı sevmek , O'na yönelmek, sürekli O'nu zikretmek ve samimi bir şekilde O'na kulluk yapmak suretiyle gidermek mümkündür. Eğer dünya ve içindekilerin hepsi verilse bile bu fakirliği gidermek mümkün değildir.