Hayalperest01

Hayalperest01
@Umut0161
Karanlık aydınlıktan yalan doğrudan kaçar. Güneş yalnız da olsa etrafa ışık saçar. Üzülme doğruların kaderidir yalnızlık Kargalar sürüyle kartallar yalnız uçar...
Yaşamak....
Çünkü yaşamak demek, kuşanmak zorunda kaldığımız zırhı söküp atarak yeniden, yeniden başlamak, zehri panzehire, nefreti aşka, acıları tükenmez bir sevince dönüştürmek demektir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kelimelerin tükendiği an....
Minimini kafalarımızı ukalaca kitaplar, birbirinden çürük bilgiler, neticesi olmayan hesaplar ve Allah kahretsin, karmakarışık menfaat düşünceleri dolduruyor. Söyle, hangi ilim, hangi şiir, hangi aşk, hangi devlet bu manzaradan daha güzel, daha muhteşemdir? Buna rağmen burnumuzu kaldırmadan bozuk kaldırımlarda yürüyüp gitmekte devam ediyoruz...
Sayfa 98·Kitabı okudu
Bir Siyah Fanila için hikayesinden...
Kuvvetli bir kafanın sevince çeviremeyeceği ıstırap yoktur...
Sayfa 121·Kitabı okudu
Okunması için değil. Sadece bir iç dökme yazısı(5)
Şimdiki evlilikler ince bir ipliğe bağlı. Gerek kız gerek erkek; karşısındaki insanı olduğu gibi kabul etmek yerine, incir çekirdeğini doldurmayan sebeblerden ötürü ayrılık gemisine biner. Kalmadı annemiz zamanındaki her güçlükte eşinin yanında olan kızlar ve kalmadı babamız zamanında kuru soğan olsun helal lokma olsun diye çırpınan erkekler. Yanlış limanda yanlış bir gemide yalancı bir rüzgar tarafından sürükleniyoruz hayat yolunda. Herkesin ağzında huzurlu bir evlilik. Lakin evlilik; fırtınaya, yıldırımlara maruz kalan bir gemidir. Yapmacıktan uzak, şiddetli rüzgara göğüs geren bir çınardır. Olmaz arkadaşlar olmaz; iki insanın gerek aileleri, gerek kendileri birbirlerini olduğu gibi kabul etmezse evlilik yıkılmaya maruz bir binadır. Nefsin istekleri sonsuzdur. Evlilikte şu olsun bu olsun demek filin uçması kadar anlamsız ve ilişkiyi zora sokar. Bu hususta birlikte evlilik yoluna giren gençlere ne kadar sorumluluk düşüyorsa; ailelere de o kadar sorumluluk düşer. Aileler en başta kişinin kız erkek farketmeksizin dini yönünü, ahlakını ele almalı ve en son olarak maddiyata bakmalı ve gençlerin yolunu açmalıdır. Bu konuda her iki taraf bir dağ gibi sert durmalı, üften püften esen rüzgarlara geçit vermemelidir. Ve gençlerde ailelerin bu fedakarlıklarını boşa çıkarmamak adına , kız annesi gibi her zorlukta eşinin yanında; erkek ise babası gibi helal lokmanın peşinde adam gibi adam olmalıdır. Bu anlattıklarım bu yüzyılda Leyla ile Mecnun masalı gibi hayal dışı gibi gözükse de ve bu tabir edilen aile, erkek, kız bu zamanda elmas gibi bulunması zor olsa da gerçekler bu söylediklerimdir. Ve bu söylenenlere riayet edilmedikçe bu masal hep mutsuz sonla bitecektir....
İnşallah........
Aynı mumun ışığında, geceye gülümseyecek yakında yüreklerimiz. Hiçbir yeri olmayacak evimizde, zehre bulanmış dokunaklı kederin. A. Erdem BEYAZIT