Kendisine geri çekilme imkânı bırakmadı. Kazanmak ya da yok olmakzorundaydı!
Uzun zaman önce büyük bir komutanın savaş meydanında kazanmasını garanti edecek bir karar alması gerekmişti. Askerlerini, adam sayısı kendisininkinden üstün olan güçlü bir düşmanın üzerine göndermek üzereydi. Askerlerini gemilere doldurdu, düşmanın ülkesine doğru yelken açtı, karaya varınca askerleri ve cephaneyi
boşaltıp geldikleri gemilerin yakılması emrini verdi. İlk çarpışmadan önce adamlarına şöyle dedi:"Gemilerin yandığını gördünüz. Bu da, savaşı kazanmazsak bu topraklarda hayatta kalamayacağımız anlamına geliyor! Seçeneğimiz yok -kazanacağız- ya da öleceğiz!"
Kazandılar.
Üzerine aldığı her işte kazanan kişi gemilerini yakmaya ve büsbütün geri çekilme kaynaklarını kesmeye hazır olmalıdır. Ancak o zaman, başarı için esas olan içindeki kazanma arzusunu sürdürebilir.
Ellerini, Kuran, silah ve bayrak üstüne koyarak ölümüne yemin eden bu adamlar hiçbir şeyden korkmuyorlardı. Yürüttükleri ihtilâl mücadelesine "devlet kavgası" adını veren ittihatçılar, kendi aralarında bile kavgadan dönenleri gözlerini kırpmadan infaz etmeye hazırdılar.