O zaman Mustafa Kemal, hükümetsiz hilâfet olur demişti. Bunlar da olur diyordu. (Mısırdaki bazı zevat: Umut Yılmaz). Ben, olmaz dedim, kabul etmediler. Sonra Mustafa Kemal de olmaz diyerek hilâfeti ilgâ etti.
Adliye vekili Mahmut Es'at Bey, Temyiz Mahkemesi'nde nutkunu irad ederken, harfiyyen şu sözleri söylemişti:
"Hükkâm-ı kiram!... Muasır medeniyet içinde Türk milletinin mukadderatını, ortaçağa ait esaslara, bütün açık hakikatlara rağmen özel bir kasıtla veya şuursuz bir inatla bağlı kılmak davası, tarihin suçlar diye kaydetmeye hak kazandığı bir faciadır. Bugün inkılâp dönmeyen kat'i kararları ile bu kanlı cephenin sahne olduğu 13 asrı tekmil saçmalıkları ile baş aşağı etmiş bulunuyor." (Vakit, 20/06/1926)
İstanbul'dan Mısır'a ilk geldiğim zaman, gazeteleri "Sahibu'l-fetvâ Mustafa Sabri geldi" dediler.Ve Mısır'da oturduğum müddet her gün matbuatta arda; "Mısır hainlere sığınak olamaz, Hicaz'a gidin diyenler bile oldu. Ben ise fetva vermek şerefinin maalesef bana nasip olmadığını ve Mısırlıların en açık bir meselede cehalet ve delâletlerini yüzlerine vurmak için hakikatı beyan mecburiyetinde kaldığımı, Hicaz Meliki Hazretleri'nin daveti üzerine Mısır'dan ayrılırken "el-Mukaddem" ve "el-Ahram" gazetelerinde yazdım.