Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epice yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Jack London’dan Vahşetin Çağrısı benim için her zaman ayrı bir yerde duracak. Martin Eden ise onun yanında aynı etkiyi bırakmadı.
Yarı otobiyografik bu romanda gemicilikle uğraşan Martin’in kendini geliştirme çabası ve Ruth’a duyduğu aşkı okuyoruz. Eğitimsiz bir genç olan Martin, Ruth’un idealindeki erkek olmak için kendi başına büyük bir dönüşüm sürecine giriyor. Ruth ise onu kendi zihnindeki kalıba sokmaya çalışıyor.
Martin ise tüm hayatını bu uğurda
değiştirmeyi göze alıyor.
Anlatım oldukça akıcıydı. Hızlı okunuyor, sıkmıyor. Ancak tüm bu süreç ve final sahnesi bende beklenen etkiyi oluşturmadı.
Yine de kötü bir kitap olduğunu söyleyemem. Sadece bana çok dokunmadı.
Jack London’u sevenler için keyifli bir okuma olabilir ama beklentiyi çok yüksek tutmamakta fayda var.
Sevgilerle...
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma