Rakamlara bayılır büyükler. Yeni bir dost edindim diyecek olsanız, işin özü umurlarında bile olmaz, “Sesi nasıl?” demezler mesela, “Hangi oyunları seviyor? Kelebek koleksiyonu yapıyor mu?” diye sormazlar. Anca “Kaç yaşında?” diye sorarlar, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Zannederler ki bunları öğrenince tanıyabilecekler dostunuzu! Deseniz ki büyüklere, “Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı, penceresinde sardunyalar, çatısında güvercinler...”, katiyen akılları almaz o evi. Şöyle söylemeniz gerekir onlara: “Bir ev gördüm, en az yüz bin frank eder.” Bakın görün o zaman nasıl bağırırlar “Şu evin güzelliğine bakın!” diye.
Son zamanlarda hangi kitaba başlasam hayal kırıklığı oluyor.
Seninle Eterde Yalnız da maalesef benim için öyle bir kitap oldu.
Okurken acayip sıkıldım. Günlerdir elimde süründü; bir türlü akmadı.
Başları çok durağandı, ortalarda biraz hareketlendi ama sonra yine aynı sıkıcılığa döndü.
Bir aşk hikâyesi olduğu söyleniyor ama ben okurken pek aşk hissedemedim.
“Hani aşk nerde?” diye düşündüm açıkçası.
Hatta konusundan bile bahsedecek hâlim yok.
Sanırım artık anladım ki bu tarz kitaplar bana göre değil. Ben galiba daha çok klasik edebiyatın insanıyım.
Kısacası ben sevemedim. Tavsiye etmiyorum.
Sevgiler…