Vahşi dünyanın bir sabrı vardır. Yorulmak, bıkmak nedir bilmeyen bir sabır. Avının peşini bırakmayan bir sabır. Hayatın kendisi gibi ısrarlı, dirençli bir sabır. Örümceği saatler ve saatler boyu ağında kımıldamadan tutan işte bu sabırdır. Yılanı çöreklenip öyle oturtan bu sabırdır. Panteri kurduğu pusuda bekleten bu sabırdır. Bu sabır hayatın sabrıdır. Hem de görenleri şaşırtan bir çelişkisi vardır. Hayat, hayat dolu varlıklara yine hayat dolu varlıkları avlamak için bu sabrı verir.
Merhamet ise sadece güçsüzlük belirtisiydi. İlkel hayatta, çok, çok eskilerde atalarının hayatında acımanın yeri yoktu. Merhamet yanlış anlaşılır, korku sanılırdı ve böyle bir yanlış anlama ise ölüm demekti. Ya öleceksin, ya öldüreceksin. Ya yiyeceksin, ya yenileceksin. Kanun buydu.