Sindire sindire okuyup okuduğuma da memnun olduğum, okulların açılma sezonuna yaklaşırken yeni eğitim-öğretim yılına beni manevî olarak hazırlayan bir kitap oldu.
Görüşlerini çoğunlukla beğendiğim bu kitapta Kant güzel konulara ve isabetli tespitlere yer vermiş. Bununla birlikte katılmadığım düşünceleri de oldu Kant'ın. Bu olumlu ve olumsuz düşünceleri örnekleriyle izah etmek istiyorum:
Kant, insan doğasının klasik koşullanma usulünde bir robot gibi veyahut bir hayvan gibi eğitilebileceğini ifade ediyor. Bu fikrine katılmıyorum bence kendisi de çok katılmıyor çünkü duygunun varlığıyla belli ilkelerin birlikteliği ile ancak iyi bir eğitim olur diyen de Kant:)
Çocuğun ağlamaları dinene kadar onunla ilgilenilmemesi gerektiğini ve romanların çocukların zihinlerinde gereksiz bir havaîlik kattığı gerekçesiyle bu türün çocuklardan uzak tutulması gerektiğini savunuyor.
Bu vb. düşüncelerine katılmıyorum.
Geleyim beni mest eden fikirlerine:
Ahlâken iyi şeylere bile yapay yoldan alışkanlık kazanmaması önemlidir;
bir çocuğun yetişkinler gibi iyi huylu, açıkgöz, sağgörülü ve yetenekli olmasını beklemek bir yetişkinden çocukça hareket etmesini beklemekle eşdeğerdir.
Çocuğa "Büyümüş de küçülmüş" bir alçakgönüllülük ya da küstahlık seviyesinde kendini beğenmişlik kadar yakışmayan başka bir şey yoktur, diyor Kant. Benim de eğitimle ilgili fikrim çocuğun çocuk gibi büyütülüp içindeki insanı en iyi şekilde yeşertmesine yardımcı olmak. Çocuğa büyüklük atfetmek ve onu kendi çizgisinden çıkartmaya çalışmak fıtrata aykırı davranmaktır.
Çevremize iyi görünmek her zaman mümkündür fakat bu görüntüye özümüzdeki iyilik de eşlik etmelidir.
Acele başla, yavaş devam et anlamına gelen 'Festina Lente' düsturu süregelen bir eylemi ifade eder yani açmak gerekirse bir şeyi öğrenmede acele etmeli fakat