Ama burada yeni bir hikaye başlamaktadır,bir insanın adım adım yenilenmesinin, adım adım yeniden doğuşunun,adım adım bir dünyadan diğerine geçişinin,yeni,daha önce hiç bilmediği bir gerçekle tanışmasının hikayesi. Bu, yeni bir öykünün konusu olabilir , ama bizim bu öykümüz burada bitiyor.
Lakin ‘yüz tavşandan bir at ,yüz şüpheden de bir kanıt asla meydana gelmez’ demektedir bir İngiliz atasözü.Ama işte bu sadece sağduyunun eseridir.Peki ya ihtiraslarla , ya o içinizdeki tutkularla nasıl başa çıkacaksınız ?
Eski bir inanışa göre yangını izlersen ateş sönermiş,prenses ...
Yangından kaçan,yanmaktan kurtulur,sevdiklerinin yanlışını izler...
İyi mi yaparsın bir düşün ,kötü mü yaparsın yoksa?
Bırakıp gittiğin o yangın ,sevdiklerinin kül havuzu olursa...
Kim vardıysa yanında, bir bir küle dönüşecek,
Söndürmek istiyorsan aç gözlerini yangınına bak
O eski inanış,senin anahtarın olucak
Gözlerin ateşte oldukça,o ateşin harı Uçup gidecek. Sen ki su değilsin ,buhar olup yağamazsın,
Alim değilsin,kaçıp çözüm bulamazsın,
Kendini sakladığın o yerde,
Bu ateşi söndürecek suyu bulamazsın
Şarap içiyorlardı. İgor’un dikkatini bir şey daha çekti. Erkek gazeteci baygın ve hayran bakışlarını kadından hiç alamıyordu. Galiba kadına ‘aşık’ diye düşündü.