Anlayışla gülümsedi; aslında anlayıştan da öyleydi. Yaşamınız boyunca dört beş sefer rastlayabileceğiniz türden, içinde sonsuz bir güvence barındıran o ender gülümsemelerden biriydi.
Bu kitabı lisedeyken bir arkadaşım övgüyle tavsiye etmişti, uzun zamandır okumak istiyordum. Başta adından dolayı "Vadideki Zambak" gibi bir aşk romanı olduğunu sanmıştım. Olay örgüsü olan, Kafka'nın kavuşamadığı aşkına yazdığı bir roman... Fakat sonrasında Kafka'nın imkansız aşkı Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap olduğunu anladım. Açıkçası roman okumayı seven biri olarak benim için biraz hayal kırıklığıydı. Kitap boyunca edebi değeri yüsek Kafka'ya ait mektuplar bulunuyor. Kitabın son kısmında Milena'nın Kafka'nın yakın arkadaşı Max'a yazdığı birkaç mektup yer alıyor ancak kitapta Milena'nın Kafka'ya yazdığı cevap mektupları yer almadığından bu aşka neredeyse tamamen Kafka'nın penceresinden bakıyorsunuz diyebilirim. Kitabın başında kısaca Kafka ve Milena'nın hayatlarından bahsedilmiş. Hikayelerine hakim olmak açısından atlamamanızı öneririm. Milena çok aşık olarak evlendiği kocasıyla sorunlar yaşayan bir kadın, Kafka'ysa imkansız aşkına mektuplar yazan umutsuz karamsar ve hasta bir adam. Mektuplarda altını çizdiğim birçok yer oldu ve Kafka'nın bütün benliğiyle Milena'ya aitliğini bildirdiği mektuplarda "Senin" imzası gibi güzel detaylar mevcuttu. Fakat her ikisinin aşkına hakim olan büyük bir korku hissediliyor, nitekim birbirlerinden vazgeçtiklerini görüyoruz. Mesafelere rağmen uzun süre devam eden birbirlerine bağlılıkları engeller karşısında son buluyor. Birbirlerinden vazgeçmelerine rağmen sevgilerinin devam ettiğini Milena'nın Max'a yazdığı mektuplarda Kafka'yı sorması ve "Beni sevdiğini biliyorum. Beni sevmekten vazgeçmeyecek kadar iyi ve çekingen biri o. Vazgeçmeyi bir suç olarak görecektir." demesinden anlayabiliriz. Uzun lafın kısası buruk bir aşk hikayesinin bir o kadar buruk mektupları...
Ruh ve yürek yüke artık katlanamaz olunca yük hiç olmazsa biraz eşit dağılsın diye yarısını ciğer üstlenir, diye yazmıştı bir keresinde bir mektubunda ve onun hastalığı da böyleydi.