Uzayın boşluğuna savrulup yok olmuyordu acılar. Nereye gidiyordu peki bunca acı, bunca yaşanmışlık neyi değiştiriyordu? Biz insansak bunlar kimdi? Bunlar insansa biz kimdik? Hepimiz insansak... Hayır, hepimiz birden insan olamazdık, insan türü dışında yeni bir tür oluşuyordu muhakkak. İnsan türünü küçümseyen, hor gören yeni bir canlı vardı artık, kendini yarı tanrı gibi gören yeni bir tür belki de. Konforlu küçük sarayların "ötekilerin" üzerine inşa eden uyduruk, sahte tanrılar. Yarı tanrı olmakla ezilen olmak dışında bir seçenek yok muydu artık?
"Direnmek güzeldir çocuklar, bu da bir fizik kanunudur," diyecek halim yok. Gurur duyacağıniz bir şey yoksa da, utanç duyacağıniz bir şey olmasın en azından hayatınızda. Yoksa bu şey, taşıyamayacağıniz kadar ağır gelir ve onun altında ezilirsin. Hah, bu fizik kanunudur işte.
Kalkıp gidemiyordum bir türlü. Belki Yelda'yla arkadaş olabiliriz diye geçiriyordum içimden. Zaten devrimci olduklarına göre onlar da fakirler ya da fakir oldukları için devrimciler, tam bilmiyorum ama işin içinde fakirlik olduğundan emindim.