“Ama ne var biliyor musunuz? Bazı şeylerin hayatınıza giriş nedeni kendileriyle ilgili değil. Onları bir işaret, başka yazıları okumak için vesile olarak görmek gerek. Sanırım o da öyle bir şeydi. Geldi ve kendisi dışında bir yerleri işaretleyip gitti. “
“Günün birinde, ışıkları kapayıp ütüyü prizden çekecek zaman bulamadan, doğru dürüst bir son söz bile yumurtlayamadan, çat diye ölürsünüz.”
“Bir sevgiliyi titreyerek beklemiş herkes bilir, insan onun geldiğini kör olsa gene anlar. Rüzgarın soluğundan, havaya dağılan ıtırdan, yere düşen gölgelerin uzayışından bilir, görür, işitir.”
“Geçmiş bazen de biten bir şey çünkü, evet. Neyi bir ömür yanınızda taşımak istediğiniz, kalbinizi kimlere emanet edeceğiniz tamamen size kal
mış. Kendinize neyi reva gördüğünüz de öyle.”
“Kızgın değilim. Kendimi de dahil ederek, biz insanların birbirimizi incitme konusundaki cömertliğine üzülüyorum sadece. Her öpücüğün ve hatta sözcüğün, emanet ettiklerimizde bir ağırlığı olduğunu unutmasak, basit meraklar uğ
runa başkalarının hayatlarında yangınlar çıkarmasak keşke. Ama kime anlatıyorum . . . Tek ısırık uğruna cennetten kovulmuş bir ırktan böylesi bir diğerkamlık beklemek abesle iştigal değilse ne?”
Bazen tebessüm ederek, bazen boğazımda bir düğümle veya kahkaha atarak ve sonunda gözlerim yaşlı tamamladım bu maratonu. İyi ki …Evet ne demiş Nermin Yıldırım “İnsan neyin ardın
dan üzüleceğine karar verirken dikkatli olmalı.” Şiddetle tavsiyemdir. Okunuzun efendim…