Kemik mineral yoğunluğunun azalması anlamına gelen osteoporoz hastalığı özellikle menopozdan sonra kadınları bekleyen en önemli tehlikedir. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim çünkü uluslararası istatistiklere göre 45 yaşı aşan kadınların hastanede en fazla zaman geçirmesine sebep olan hastalık osteoporozdur. Diyabet, kalp hastalığı ve meme kanserini dahi geride bırakır! 50 yaş üzerindeki her 3 kadından 1'inde osteoporoza bağlı kemik kırılmaları olmaktadır. Kemik erimesinin en etkili ilacı ise giderek artan ağırlık çalışmalarıdır. Layne ve Nelson'un 10 yıllık bir süreye yayılmış 20'nin üzerindeki araştırmayı inceleyen raporlarında kemik yoğunluğuna en çok etki eden metodun kuvvet ve ağırlık çalışmaları olduğu gösterilmektedir.
Buraya kadar açıkladıklarım, ağırlık çalışmalarının gerek kozmetik gerekse sağlık yönünden kadınlar için ne kadar önemli ve gerekli olduğunu net olarak göstermektedir. Buna rağmen birçok kadının kafalarından geçen o meşhur söz şudur: "Ama ben iri ve hantal görünmek istemiyorum!" Eğer kadınlar bunun fizyolojik olarak mümkün olmadığını anlayabilselerdi, belki de bu söz tamamen tarihe karışırdı. Öyle ki, ortalama bir kadın vücudunda, bir erkeğin sahip olduğu testosteron miktarının %5'i kadar testosteron hormonu bulunur. Bunun anlamı, kaslanma ve bir Hulk gibi görünebilme şansı erkek için kadına göre tam 20 kat daha fazladır.
Durum bununla da kalmıyor. Kadının kas yapma hormonları erkeğe göre çok daha az olduğu gibi, aynı zamanda antrenman sonunda bu hormonların seviyesi erkeklerdeki kadar yükselemiyor. Bir grup araştırmaya göre, kadınlar 10-16 haftalık ağırlık çalışmaları sonunda kuvvetlerini büyük oranda artırıp yağ oranlarını da azaltmalarına rağmen hiçbir testosteron artışı ile karşılaşmamışlardır. Uzmanlar, bu sebeplerden dolayı aşırı hormon