Aklımızı karıştırıp onu başka tarafa yöneltmek için az şey gerekiyor, çünkü onu meşgul eden de zaten çok az bir şey. Biz hiçbir şeyi küme hâlinde incelemiyoruz, her şeye tek tek odaklanıyoruz: Bizi etkileyen şeyler ya çok özel koşullar ya da çok önemsiz ve yüzeysel durumlar. Bu yüzden oradan çıkan da lüzumsuz kabuklardan başka bir şey değil.
Ötekiler sizin içinizi görmüyorlar, sadece tahmin ediyorlar ve bunu belirsiz bağlantılara göre yapıyorlar, çünkü sizin gerçek doğanızdan ziyade sizin onlara gösterdiğinizi görüyorlar. İşte bu yüzden onların yargılarına değil kendinizinkine güvenmelisiniz.