Okurların gücü onların bilgi toplama becerilerinden, düzene sokma ve kataloglama yeteneklerinden değil, okuduklarını yorumlama, ilişkilendirme ve dönüştürme yetisinden gelir.
İslamiyet okulları gibi Talmud okulları açısından da bir bilim insanı dinsel bir inancı okuma sanatı aracılığıyla etkili bir güce çevirebilirdi, çünkü kitaplardan edinilen bilgi Tanrı'nın bir armağanıdır. İlk hadislerden birine ya da İslam geleneğine göre, "Şeytan'a karşı bir edip ibadet eden bin kişiden daha güçlüdür."
Bu Kitap kültürleri için bilgi ne metinlerin ne malumatın birikiminden ne de kitabın amacından, ama sayfadan edinilen ve yine deneyime dönüştürülen deneyimden, hem dış dünyayı hem de okurun kendi varlığını yansıtan sözlerden doğar.
Buzlardan bakınca iyi yaşamın sırrı keyif aldığınız şeyleri basit tutmaktır. Her zaman basit yaşama gibi bir amacım yok tabii ama sonsuz seçeneğinizin olmasının da iyi olduğuna inanmıyorum. Kendimize uygun olanı tercih edebileceğimiz kadar seçeneğimizin olması yeterli bence. Seçenekler çok olduğunda, hele de her birinin diğerine nispeten bir avantajı varsa iş çığırından çıkıyor. Aslında seçenek yokluğu ile seçenek çokluğu arasında o kadar da büyük bir fark yok. İki durum da beni aciz bırakabilir.