Yarın bu damın altından, eski davar sesleri yerine, her birinin neler vaat ettiği bilinmeyen ve eğer bir usta ile işlenmezlerse, derelerdeki molozlar gibi şekilsiz kalacak olan kız, erkek insanoğullarının, şakrak cıvıltıları duyulacaktı. 
Bu dünyada herkesin bir benliği, bir kişiliği vardır. Herkes bir işe yaramak ister. Herkes bir işe yarar. Eğer bir insan kendini küçük, faydasız görüyorsa, bu belki de onun suçu değildir. O da bir iş yapmak, o da bir şeyi başarmanın gururunu duymak istemez mi?
Türkmenlere karşı garip bir zaafım vardır. Onlara rastladıkça en az son 1000 yıl içinde, Türkistan’dan Tuna’ya kadar ileri geri dalgalanan sıhhatli, şahlevent bir kökün, şehirlere, kasabalara sığmayan dağlı özgürlüğünü düşünür, heyecanlanırım. Altlarında uçsuz bucaksız topraklar, ellerinde kılıçları, kalkanları, peşlerinde dalga dalga davar sürüleri ile Çin sınırından Arap, Rum, Macar içlerine yüzyıllarca süren bir yayılış. Bu dizginsiz bağımsızlık bana, her zaman güzel görünmüştür.