Depresifliğimi alt etmek niyetiyle az önce bir hanımın yanına yanaştım, kendisinden bir şarkı istedim ve bana "Summer depression" şarkısını önerip gitti. Annesi aradı; o bembeyaz dişleri, güzel yüzükleri ve sevimli gülümsemesiyle bir hayale dönüştü. Bana da "Summer Depression" kaldı. Ah kuzum! Naptın sen?
Mor desenli sıkı bir tayt, gez salına salına.
Çok da rahat pek de şık, ne bu güven varına.
Çatıvermiş kaşların, kuzum nedir sorunun?
"Ayyy! rujum dökülmüş" bu mu hayat yorumun?
Zülüfleri salınır, kahve midir bal mıdır?
Öfür pöf! Homurdanır, çiçek midir nar mıdır?
Geçiverdim mest oldum, bir küçük salınışa
Tabii dikkat etmeli, düşmeyelim yanılışa
Çekiştirir durursun, şu kısacık gömleğin
Güneş yalnız bana mı? aman! Sıcak görmeyin.
Şaşakaldım bakınız! Hatunum da terliyor.
Bre sen insanmışsın, hiç de bir renk vermiyor.
E sevgili dostlarım, insanız ki ne insan
Uzaktan mı bakarız, boşa mıdır bu lisan?
Hele sokul yanına, desene bi "Meraba"
Kim bilir ki perişan, benzemiyor seraba.
Diyelim ki 10 gün sonra sefalete düşüp sürüneceğim. Üstelik bu yazdığım şeyin gerçeklik payı da oldukça yüksektir. Son 10 günümü, idam mahkumunun son günleri gibi mi geçirmeliyim? Hayır, en azından şu an gelecekteki bene oranla daha az sefil durumdayım. Az sefillikten çok sefilliğe, sefillikler arası geçiş. Yaşasın!