Değişmeden hiçbir şey beklemeden yaşanan değişmelere katlanıyoruz. Değişmeleri hızlandırmanın da, onlara engel olmaya çalışmanın da kavrayış alanımızda bizlere bir çizgi temin ettiği söylenemez.
Modern medeniyete varan yolda bazı dönemlerin, bazı kişilerin etkileyici damgasını anmadan edemeyiz. İşte öyle bir çağda -günde- yaşıyoruz ki "etkileyici damga" sözü anlamını kaybetmiştir.
Okur kişi, okuduğu kitabı her ne kadar zihninde tasarlayıp canlandırsa da okuduğu karakterin acısını, soğuktan titremesini, acıkmasını hissedemez. Hal böyle olunca da kitap için "Eh, fena sayılmaz!" deyip geçebilir.
9 yaşındaki Hasan'ı okurken onu, zihnen o yaş aralığında canlandıramıyorsunuz, çünkü yaşadıkları yahut yaptıkları yaşının çok ötesindedir. Onu yiğit, geniş omuzlu, pala bıyıklı biri olarak düşünmek bazen kaçınılmaz oluyor.
Yaşar Kemal, mutlaka o toprakları koklamış içine çekmiş ve mutlaka, o toprakların kokusu da Yaşar Kemal'in üzerine sinmiştir. Çukurova'ya gitmeden orada yaşamadan nasıl anlatılabilir ki bu hisler.
Toplumun bir insanı nasıl derinden etkilediğini anlatıyor da diyebiliriz kitap için. Hasan, her ne olursa olsun annesi "Esme"yi öldürmek istemeyen bir çocuktur. Toplumun uydurduğu "kanı yerde kalmasın" töresince Hasan, bütün bu konuşulanları şeytan vesvesesine benzer bir biçimde sinesinde eritir. Ahalinin söylemlerine inanmak istemese de bir zaman gelir, söylentinin müptelası olur.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,1bin okunma
Şu meşhur "İnception" filmi gibi roman da girift kompoziyonlarıyla okura, zihni ayıklık sunuyor. Kitap okuyan siz ve okuduğunuz kitap karakterinin kitap okuması...
Bu iç içe geçen olaylar silsilesi sizi hemen heyecanlandırıyor, ya da kendi adıma konuşayım, kitabın ilk saifeleri beni hemen heyecanlandırmayı başardı. Evvela "Mualla" bölümü karşılıyor bizi. Esasen kitabın konusu beni heyecanlandıracak türden olmasa da çünkü kitap konudan daha ziyade anlatım üzerinedir, Safa'nın olağanüstü anlatım gücü, konunun önüne geçmeyi başarıyor. İnsanın iç dünyasını işleyen Safa, konudan daha ziyade anlatıma ve psikolojiye odaklanmış durumdadır.
Bakmaya yerine "bakmağa" yapmaya yerine "yapmağa" lafzını tercih etmesi de çok hoştur.