Bunları ne zamandır ertelediğini ve tanrılardan ne kadar çok onur verici görev almış olursan ol onlardan yararlanamadığını hatırla. Şimdiye kadar, nasıl bir düzenin parçası olduğunu ve düzeni muhafaza eden akışın ne olduğunu temellendirmediysen, bundan böyle bunları idrak etmeye ihtiyacın var; eğer zihnindeki sisleri aydınlatmak için kullanmazsan sana sınır çizen zamanın da belirlenmiş bir sınırı olduğundan o gidecek, sen gideceksin ve bu yaşamın tekrarı mümkün olmayacak.
Doğanın her parçasında bulunan iyi, doğanın tüm parçalarını meydana getirir ve doğayı muhafaza eder. Sadece evrenin parçalarının değişimleri değil, bu parçalardan bir bileşene dönüşmüş şeylerinin değişimleri de düzeni muhafaza eder. Bu ilkelere sahipsen, sana yararları dokunur.
Biraz etten, biraz yaşam nefesi ve yönetici akıldan ibaret olan şey her neyse, o benim. Kitapları uzaklaştır: Bundan böyle onlara kapılıp gitme! Buna müsaade yoktur. Fakat daha şimdiden ölen biri gibi bu eti de küçümse: O et, sinir, damar, atardamar, kirli kan ve kemiklerden oluşan bir yığındır sadece. Ve aldığın nefesin de ne olduğuna bak: Her zaman aynı olmayan, fakat her fırsatta dışarı çıkarttığın ve yeniden içine çektiğin havadan ibaret.
Zira ayaklar, eller, gözkapakları, altlı üstlü sıralı dişler gibi birbirimize yardım için doğduk. Yani akrabaların birbirlerine aykırı davranması doğaya aykırıdır. Dolayısıyla birbirimize sinirlenmeyi ve birbirimize darılmayı engelledik.
Ayrıca şımarık ve kararsız olmamayı, aynı yerlerde, aynı uğraşlarda severek vakit geçirmeyi; bir baş ağrısı nöbetinden sonra yenilenmiş ve dinç olarak vakit geçirdiğim uğraşlara dönebilmeyi; çok fazla sırra sahip olmamayı, pek az ve çok nadir olmak şartıyla yalnızca kamusal sırlara sahip olmak gerektiğini; hem başladığım işlerin nihayete ermesinde hem bu işlerin hazırlık safhasında, hem bu işlere yaptığım bağışlarda, hem de işlerin denetlemesinde ihtiyatlı ve hesaplı davranmayı ve bu işleri insanın ihtiyaçlarını açıkça belirleyerek yapmayı, bu işleri şan için yapanlardan olmamayı öğrendim.