Hava ve güneş var, bulutlar var. Orada, yukarıda mavi bir gökyüzü ve onun arkasında belki şarkılar, belki de daha güzel sesler var...Neticede umut var. Kederimize rağmen bizim için umut var.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gabriel Garcia Marquez ’e ilham olan kitap. Carlos Fuentes’in “Latin Amerika’nın en iyi romanı” dediği kitap.Büyülü gerçekçiliğin kült eserlerinden sayılan kitap.Bu kadar unvana sahip olunca, e bir de ben okuyayım eksik kalmayayım dedirten kitap.
Marquez’in Macondo’sundan önce Juan Rulfo’nun Comala’sı varmış meğer. Bir adamın babasını aramak için Comala’ya gitmesiyle başlıyor her şey. O kadar hızlı başlıyor ki, ‘nereye düştük yahu’ demeye fırsat bulmadan yokuş aşağı yuvarlanıyorsunuz.
Düştüğünüz yerde gerçekle düş,geçmiş ve gelecek, ölüler ve yaşayanlar, delilik ve akıl, tee Azteklerden bugüne gelen mitler, her şey iç içe geçiyor. Öyle ki, yok ben anlamadım, kesin bir şey kaçırdım diye geriye dönüp duruyorsunuz. Sonra pes edip, “çek bakalım bizi bu çukura señor Rulfo, ne olacaksa olsun halimiz” diyorsunuz. Burdan sebep, hiç de kolay okunan bir kitap değil kendisi.Biri size bu kitap bonibon şeker, kıtır kıtır yemelik derse inanmayınız efenim. Adamın dişini kırar.
”Babayı arama” konusunun babadan çıkıp, yine babaya dönerken anlattıkları dönemin Meksika’sının dönem fotoğrafı gibi: Kırsal kesimde yaşanan ahlaki çöküş,kilisenin zenginlere bal kaymak, yoksullara kırık tarak duruşu,şiddet..
E biz bu fotoğrafı çok gördük, bu şarkıyı çok dinledik,bayatladı bu muhabbet diyebilirsiniz. Ama kitabı okunur kılan da sadece bunlar değil zaten: Yazarın sıradışı tarzı.
Cümleler kısa, abartısız. Bir romanda kullanılabilecek neredeyse tüm teknikler, monologdur, bakış açısını 100km hızla başka yere kaydırmadır, efenime söylim bilinçakışıdır..hepsi kullanılmış. Hepsi yerinde ve ölçülü biçimde..Ölçüsüz olan tek şey, okuyana kendini delirmiş gibi hissettirmesi.Okuru korkunç bir tekinsizliğin içine batırıp orada bırakması. O köyden bir an önce kaçma isteğiyle insanın gözünü yollara sermesi. Bu ölçüsüzlüğü,kabulü