Vedat AKILLI

"Var-oluşun asıl meselesi psikanalizde düşünüldüğü gibi geri dönen bastırılan arzu değil, bastırılan asli ve ezeli-ebedi sırdır. Sır, haz ve ölüm dürtüsünün ötesinde hem haz hem acının ötesinde, yer-yüzüne gelmenin sarsılmaz ilkesidir: Kişi kendindeki, kalbindeki sır dolayımıyla kadere sahip olur. Kaderde başa gelen olaylar sırrın sızısı, dinmeyen yara izidir."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Modernizm mekanik ve monoton bir kültürü doğurması yanında, bilimlerde Varlık'ın mutlak kimliğiyle irtibatı kesilmiş bir yabancılığa ve yersiz yurtsuzluğa yol açması bakımından insanın hakikatten uzaklaşmasına neden olmuştur. Vahiy Düşüncesi olarak dile getirdiğimiz “hikmet” anlaşıldığı üzere hakikat uğruna modernizmi aşmaya gayret eden düşüncedir. Ancak onu modern öncesi bir döneme ve kültüre geri dönmek için değil bizzat her zaman diri ve kayyum Varlık'ın mutlak kimliğine geri dönmek için gerçekleştirir. Her zaman diri ve kayyum Varlık'ın huzurundaki idrake ulaşmak modernizme alışmış dimağlar için ciddi bir gayret yanında, dikey boyuttan gelmesi beklenen ve onların “rasyonel” dünya görüşünden kopuşu sağlayacak yardımcı bir anlayış gerektirir.."
"Din bilimlere göre değil, bilimler dinde tecelli edecek “Sonsuz Varlık" karşısında saygı, hayâ ve sevgiye göre hakikatle irtibata geçebilirler, Modern bilimler tek başına hakikate varamazlar çünkü kimliksiz ve şahsiyetsiz “nesnel-varlık” alanından öteye geçemezler. Modern bilimlerin bu varlık anlayışına göre varacakları son nokta belirsizlik ve hiçliktir! Bu durumda bilimlerin krizi olarak var-oluş anlamlarını kaybetmesi, -dikey boyuttan yoksun olmaları anlamında- dinsizleşmelerinden ileri gelir. Modern dinsizlik modem bilimlerin krizi olarak bu nedenle var-oluşsal bir anlamsızlık olayı olan nihilizm içinde kendisini duyurmak zorunda kalmıştır. Bazı çağdaş filozofların anlamsızlık konusunda neredeyse onu sahiplenecek kadar ileri gitmelerinin altında dinsizliğin getirdiği anlam krizini örtme çabası vardır. Ama dinin dogmatik bir körlük olmadığı, içsel dönüşüm boyunca insanın hakikat ve özgürlük yolunun ta kendisi olduğu anlaşılırsa anlamlı bir hayat için bir yol açılmış olmaz mı? Elbette anlamlı bir hayat ancak dikey boyuta açılan dinde hakikatine varır!"
'Varlık ile ilişkimizin kökten dönüşümü ise ancak yatay boyuttan dikey boyuta doğru yükselecek bir düşünce hareketiyle tahakkuk edebilir... Bilginin modern anlayışında beliren kötüleşmesinden ve buna bağlı olarak değersizleşmesinden bizi kurtaracak doğru bir tutma ihtiyacı vardır Öncelikle bilginin bizzat kendisi hakkında doğru tutumu sağlayacak alana yani bilgi ahlakı alanına giriş yapmamız gerekir..."
"Kalp insana dikey boyutta verilen asli düşüncedir.. Kalp dünyayı ve dünyeviliği dikey olarak aşan şuurdur, o halde kalp insanın dünyevi içkinliğindeki duyguların zemini asla değildir. Kalp insanın aşkın ruhunda şahit olduğu yükseklikteki yaşam şuurudur... İnsanın varoluşunun derinlerinden, yani özünden gelen özlemin dinmesi öncelikle asli şuuru olan kalple buluşmasına bağlıdır. İnsan doğal olarak kalbe sahip değildir, kalp insanda bulunmayı bekleyen saklı hazinedir. Kalp insanın dünya gurbetinde öz-le-diği öz-ü-dür! Kalp aslında dünyada değil, yer-yüzündedir! Kalp, teori ile asla karıştırmamamız gereken yer-yüzündeki müşahedenin kutsal imkanıdır. Kalp, insanı eşsiz bir değere sevk eden velayetin kapısıdır! "