Delilik, XVII. yüzyıl rasyonalizminin, öncelikle de Kartezyen felsefenin giderek egemen olması sonucu dışlanmaya başlamıştı. Mademki “Akıl” (“Raison”) artık temel “norm koyucu” haline gelmişti, o halde
“Akıldışılık” (“Deraison”) durumu olan deliliğin de bertaraf edilmedi gerekmekteydi.18 insanı insan yapan ayraç akıl olduğuna göre, bu yetenekten yoksun olanlar da artık “insanlık dışı yaratık”, yani “hayvan” ya da “canavar” olarak algılanıyorlar ve her türlü muameleye layık görülüyorlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Foucault’nun Uppsala yılları, Marksist-Leninist ortodoksiden uzaklaştığı, yapısalcılığa yakınlaştığı yıllar oldu. Fakat bir söyleşisinde söylediğine göre, komünizmden asıl kopuşu, İsveç’ten sonra gittiği Polonya’da, Komünist Partisinin toplum hayatındaki otoriter ve yasakçı ağırlığını gördükten sonra oldu.
“Benim gibi pek çok kişi artık belli bir çehreye sahip olmamak için yazıyorlar. Bana kim olduğumu sormayın ve benden aynı kalmamı beklemeyin! Bunlar bir yurttaşlık ahlakıdır; sadece kimlik kâğıdımız için geçerlidir. Yazmak
söz konusu olunca bizi rahat bıraksınlar!”