Pipo resmi ve altında "bu bir pipo değildir" yazısı.. Yazının kendisi de resme dâhildir ve resmin bir parçasını oluşturmaktadır. Zaten yazı ve resim bir bütün olunca asıl düşünce ortaya çıkıyor. Resmi gören ve altındaki yazıyı okuyan biri doğal olarak şu soruyu soracaktır: "Bu bir pipo değilse öyleyse nedir?" Bir nesneye ait resimler, sözcükler, hatta zihindeki kavram hakikatin kendisi değil sadece temsilcileridir. Yani kopyası bir pipo resminden tütün dumanı çıkmaz, piponun dildeki karşılığı olan sözcükle pipoyu ağzına götüremezsin, zihnindeki pipoyu elinde gezdiremezsin. Duyu organlarınır
nesnelere ait dışaridan aldığI görüntüler bir tuvale ne kadar iyi resmedilirse resmedilsin yine de onun aslı değildirler. Ama maalesef bunlar sanki o nesnelerin kendileriymiş gibi tartışılıp değerlendirilirler. Ve bunların anlamları hakkında
düşünmek yerine görüntüleri etiketlenir zihnimizde, resme atfen "bu bir pipodur" diye zihnimize etiketlendiği gibi. Hiçbir resim göstermek istediğini en, boy, derinlik ve ruh olarak olduğu gibi göstermez, gösteremez. Bunun günahı
da resimlere, kelimelere değil de onları bir hakikat gibi kabul eden hayalperestlere taşıtmak gerekir. Peki ya bunların günahları nedir? Çoklukta hakiki olanı aramaktır günahları çünkü çoklukta hakikat görünmez. Çokluk hakiki olanın tasvirindedir, tasavvurundadır. Bunun için önce soyutlama
yeteneği kazanmak gerekir. Nasıl yani? Yani gördüklerinin kopyadan, gölgeden ibaret olarak kabul etmekle başlamalı mesela "bu tabloyu tasarlayan René Magritte'nin yaptıığı gibi
Diyor ki Belçikalı ressam: "Meşhur pipo! İnsanlar bunun yüzünden ne çok kınadılar beni. Ama yine de, pipomun içini doldurabilir misiniz? Hayır! Çünkü o sadece bir gösterim, öyle değil mi? Öyleyse eğer resmimin üstüne bu bir pipoda yazsaydım yalan söylemiş