Fadime Meral Yalçınkaya

Fadime Meral Yalçınkaya
@Vakthazan
Okuyun, her yaşta okuyun.Bu millet cehaletten çektiğini hiçbir şeyden çekmedi. Ahmet Beyler Elçi instagram.com/fadimemeralyalc... Felsefi ve sanatsal içerikler için
Felsefe Öğretmeni
Sakarya Üniversitesi
304 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Bir soru?
Yakın arkadaşlarınızdan biri sizden bir miktar para istese. Yakınlığınızın gereği ve eğer onun da ihtiyacı varsa vicdanınızın sesiyle o miktarı ona verirsiniz. Verdiğinize de düşünmezsiniz. ‘Veren el alan elden üstündür.’ (Hadis-i Şerif) deyip, kendinize fetva alırsınız ve bundan da haz duyarsınız. Peki, yıllardan beri kullandığınız bir kaleminiz olsa ve bunu sizden isteseler… Yine ‘veren al alan elden üstündür’ deyip hiç düşünmeden onu verebilir misiniz? Veya şöyle soralım; hangisini elinizden çıkarırken daha fazla zorlanırsınız? Kendi (ben) diye bir şeyi olmayanları tenzih ederek kalanlara en azından kendilerine yalan söylememeye davet ediyorum. Tabi ki maddi değeri çok daha az olan kalemi verirken daha fazla zorlanırız. Çünkü yıllardan beri elimde olması onu maddi değerinden çıkarıp benim onu sahiplenmeme sebep olur. Benlik öyle bir şeydir ki maddi değeri de bir kenara atar. Çünkü o ‘benim’… İlan ettiğimiz sevgilerimize de bir bakalım acaba sevdiklerimizi olduğu gibi mi seviyoruz yoksa olmasını istediğimiz gibi mi? Nefis ancak kendini sever veya kendinden olanı. Kendinden olmayanı da sevebilmektir meziyet. Kendinden olana hissedilen sevgi zaten fıtrat icabıdır, çabaya gerek yoktur. Örnek gösterilecek bir tarafı da yoktur. Zaten olmaması hastalıktır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·
Pipo resmi ve altında "bu bir pipo değildir" yazısı.. Yazının kendisi de resme dâhildir ve resmin bir parçasını oluşturmaktadır. Zaten yazı ve resim bir bütün olunca asıl düşünce ortaya çıkıyor. Resmi gören ve altındaki yazıyı okuyan biri doğal olarak şu soruyu soracaktır: "Bu bir pipo değilse öyleyse nedir?" Bir nesneye ait resimler, sözcükler, hatta zihindeki kavram hakikatin kendisi değil sadece temsilcileridir. Yani kopyası bir pipo resminden tütün dumanı çıkmaz, piponun dildeki karşılığı olan sözcükle pipoyu ağzına götüremezsin, zihnindeki pipoyu elinde gezdiremezsin. Duyu organlarınır nesnelere ait dışaridan aldığI görüntüler bir tuvale ne kadar iyi resmedilirse resmedilsin yine de onun aslı değildirler. Ama maalesef bunlar sanki o nesnelerin kendileriymiş gibi tartışılıp değerlendirilirler. Ve bunların anlamları hakkında düşünmek yerine görüntüleri etiketlenir zihnimizde, resme atfen "bu bir pipodur" diye zihnimize etiketlendiği gibi. Hiçbir resim göstermek istediğini en, boy, derinlik ve ruh olarak olduğu gibi göstermez, gösteremez. Bunun günahı da resimlere, kelimelere değil de onları bir hakikat gibi kabul eden hayalperestlere taşıtmak gerekir. Peki ya bunların günahları nedir? Çoklukta hakiki olanı aramaktır günahları çünkü çoklukta hakikat görünmez. Çokluk hakiki olanın tasvirindedir, tasavvurundadır. Bunun için önce soyutlama yeteneği kazanmak gerekir. Nasıl yani? Yani gördüklerinin kopyadan, gölgeden ibaret olarak kabul etmekle başlamalı mesela "bu tabloyu tasarlayan René Magritte'nin yaptıığı gibi Diyor ki Belçikalı ressam: "Meşhur pipo! İnsanlar bunun yüzünden ne çok kınadılar beni. Ama yine de, pipomun içini doldurabilir misiniz? Hayır! Çünkü o sadece bir gösterim, öyle değil mi? Öyleyse eğer resmimin üstüne bu bir pipoda yazsaydım yalan söylemiş
Bu Bir Pipo DeğildirMichel Foucault · Yapı Kredi Yayınları · 20251,629 okunma
Tur dağına gelirken “Ya Musa bir daha benim yanıma gelirken yeryüzünün en aciz en hâkir varlığını benim yanıma getir.” Ne buluyor biliyor musunuz bir tane köpek buluyor O’da. Bir tane siyah köpek alıyor yolda görmüş tur dağına çıkarken bir de tasma takmış ona mübarek tam eliyle tasmayı tutuyor Tur dağına doğru giderken manen ikaz olunuyor. Tabi o bir peygamber velayet sahibi maneviyat sahibi diyor ki “Ben ne yapıyorum?” bunda bir işaret var bir şey var diyor. Hemen tasmayı çıkarıyor kendi koluna takıyor Hz. Musa biliyor musunuz? Tur dağına çıkıyor ve Allah diyor ki ona: “Ya Musa diyor eğer onunla bize gelseydin bütün davayı kaybetmiştin.” Sen diyor “bütün davayı kaybetmiştin.” Allah’a sığınırım O Hz. Musa, peygamber. Biz onu küçültmüyoruz ki ne yaparsak yaparız Allah birini aziz etmişse zaten azizlerdendir kimse onu zelil edemez. Allah birini zelil etmişse Allah etmesin, iki dünya bir araya gelip ona secde etse ne yaparsa yapsalar zaten onu aziz edemezler. Ama bakın devamında bir şey var bir ayet var biz tasavvufa kesinlikle bunu bir kaynak olarak kullanıyoruz. Diyor ki: Allah Musa’ya “İnni ene rabbuke fahla na’leyk” Ben diyor senin Rabbinim Ya Musa nalınlarını çıkar. (Terliklerini çıkar, ayakkabılarını). Bu çok enteresan bir ayet Tur dağına çıkıyor tam çıkarken Allah Hz. Musa’ya tecelli ediyor. Diyor ki ben senin Rabbinim öyleyse nalınlarını çıkar. Evliyaullah senelerce düşünmüşler bu nalınlar ney terlikler ney ayağındakiler. Evet hakikaten mübareğin ayağında da terlikler varmış çıkarmış mesela. Peki bizim için öylemi bu nalınlar? Bu ayetten biz bunu mu anlayacağız? Bizim nalınlarımız nerede? Bizim nalınlarımız gönlümüzde terliklerimiz gönlümüzde. Demin ki meseleyle bak bunu birleştirebiliriz. Yani ney? Hz. Musa o tevazuyu gösterdiği için onu onun terlikleriydi
Bir insanın düşünce yolculuğu vardır, ufku vardır insanın. Hani bazı insanlar der ya: "ben yedisinde neysem yetmişimde de oyum." diye. Bence çok makul bir söz değil bu. İnsan değişebilmeli. Ne yapalım şimdi madalya mı takalım yedisinde neysen yetmişinde de o olursan. İnsanın fikri nasıl değişmez, düşünce ufku nasıl genişlemez insan terakki etmez mi yani? Kırmızı çizgilerimiz vardır tabiki eyvallah. Hepimizin canımızdan da önde saydığımız değerlerimiz vardır değişmeyecek. Ama akıl daha önce birileri düşündü diye tekrar onu düşünmeyi reddedebilir mi? "Ben böyleyim" demekle huzur bulabilir mi insan? Ömer Faruk CANBAZ