Fadime Meral Yalçınkaya

Fadime Meral Yalçınkaya
@Vakthazan
Okuyun, her yaşta okuyun.Bu millet cehaletten çektiğini hiçbir şeyden çekmedi. Ahmet Beyler Elçi instagram.com/fadimemeralyalc... Felsefi ve sanatsal içerikler için
Felsefe Öğretmeni
Sakarya Üniversitesi
304 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı

Fadime Meral Yalçınkaya

, 2025 okuma hedefini ekledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
0/15 kitap - %0 tamamlandı
Henüz kitap okumadı
15 kitap
0 sayfa
1 inceleme
10 alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Günlerinizin ve gecelerinizin üzerine nasıl yükseleceksiniz henüz idrakinizin şafağında öğle saatlerinize vurduğunuz zincirleri kırmazsanız?Aslında özgürlük dediğiniz şey bu zincirlerin en sağlamıdır, halkaları güneşte parıldayıp gözlerinizi kamaştırsa da.Özgür olabilmek için çıkarıp atacağınız kendi özünüzün parçalarından başka nedir ki?"
"Bence insanın söylediği için canını verebileceği şeyler olmalı." Ya ben bunu söylemezsem ölürüm!" dediği şeyler olmalı. Hani Yunus Emre diyor ya: "Behey Yunus, sana bunu söyleme derler." Ben diyor: "Öleyimmi bunu söyleyemediğimde?" "Ölürüm diyor, yoksa ben bunu söyleyemezsem." Bence insanın böyle bir davası olmalı. Hakikaten dar ağacına bile çıkarsalar, çıkıp orada haykırabileceğin bir şeylerin olmalı. Ama bir kelime Ama bir cümle... Eğer böyle bir şeyimiz yoksa çok da fazla zorlamanın bir anlamı yok, işin açıkçası... Ama o olmalı, yani sen ağzını kapatsan bile Yunus Emre gibi Molla Kasım diyor ki:" Söyleme, behey Yunus, sana bunu söyleme derler. -Napıyım diyor, öyleyimmi söylemeyimde?" Yani diyor: "Ben bunu söylemezsem ölürüm. Yaşayamam. Çünkü bu benim davam..." Ömer Faruk Canbaz
"aşk hastalığına tutulmuş... "
Mevlana Celâleddin Hazretleri'nin Mesnevisi'nde bir hikâyesi var. Kızın bir tanesi hastalığa tutulmuş. Doktor doktor gezmişler. Kimse hastaliğıina bir Çözüm bulamamış. Bir tane doktor gelmiş, demiş ki "nabzına bakacağım." Kızcağızın bileğini tutuyor. Ve ona o zamanın şehirlerini anlatacak bir hikâye söylüyor kıza. İşte şu şehirde şu vardı, bu şehirde bu vardı diye. Bir şehrin ismini söyleyince kızın nabzı şiddetle hizlanmaya başlıyor. Hissediyor doktor da onu. Sonra o şehri detaylıca anlatmaya devam ediyor, beldelerini söylüyor, sokaklarını söylüyor... Öyle bir yere geliyor ki, kızın nabzının hızı artık had safhaya çıkıyor ve teşhisi koyuyor orada doktor. Diyor ki: "bu aşk hastalığına tutulmuş." Niye? Diyor ki çünkü o şehrin falan beldesinde falan sokağında kızın sevdiği bir Çocuk var. Ne zaman ona yakın olan bir şeyi duysa vücudu, nabzı hızla harekete geçti diyor. Bizde diyoruz ki, bizim vücudumuzda O var zaten. Biz, O'nu direk anlatamayız ama O'nun sokağıni ve mahallesini anlatabilirsek, tekkesini anlatabilirsek muvaffak olabiliriz. Allah her maksada bir kapı tayin etmiştir, tarikat Allah kapısıdır. Allahı anlatamazsınız, siz Alah'ın kapısını anlatın. O'nun kapısını, O'nun sokağını, O'nun mahallesini anlattığımız an zaten nabzını harekete geçecektir İnşAllah. |Ömer Faruk CANBAZ
Zahirde bir aşık düşünün ki bir kızı çok seviyor. O kızı İstanbul'dan ayırıp köye veya başka bir yere götürüyorlar. Ve aşık hala İstanbul'da yaşıyor. İstanbul'un güzelliklerinden ona ne ? İstanbul güzeldir de içinde bir sevgili yoksa o güzellikleri ona gösterecek bir göz yoksa - ki o göz o sevgilidir - Istanbul'un güzelliklerinden ona ne ? Zannediyor musunuz ki İstanbul güzel görünür ? Aksine o aşık köye gitmek için can atar. Ahmet (Beyler) Elçi