Mevlana Celâleddin Hazretleri'nin
Mesnevisi'nde bir hikâyesi var. Kızın bir tanesi hastalığa
tutulmuş. Doktor doktor gezmişler. Kimse hastaliğıina bir
Çözüm bulamamış. Bir tane doktor gelmiş, demiş ki
"nabzına bakacağım." Kızcağızın bileğini tutuyor. Ve ona o
zamanın şehirlerini anlatacak bir hikâye söylüyor kıza. İşte
şu şehirde şu vardı, bu şehirde bu vardı diye. Bir şehrin
ismini söyleyince kızın nabzı şiddetle hizlanmaya başlıyor.
Hissediyor doktor da onu. Sonra o şehri detaylıca
anlatmaya devam ediyor, beldelerini söylüyor, sokaklarını
söylüyor... Öyle bir yere geliyor ki, kızın nabzının hızı artık
had safhaya çıkıyor ve teşhisi koyuyor orada doktor. Diyor
ki: "bu aşk hastalığına tutulmuş." Niye? Diyor ki çünkü o
şehrin falan beldesinde falan sokağında kızın sevdiği bir
Çocuk var. Ne zaman ona yakın olan bir şeyi duysa vücudu,
nabzı hızla harekete geçti diyor.
Bizde diyoruz ki, bizim vücudumuzda O var zaten. Biz, O'nu
direk anlatamayız ama O'nun sokağıni ve mahallesini
anlatabilirsek, tekkesini anlatabilirsek muvaffak olabiliriz.
Allah her maksada bir kapı tayin etmiştir, tarikat Allah
kapısıdır. Allahı anlatamazsınız, siz Alah'ın kapısını anlatın.
O'nun kapısını, O'nun sokağını, O'nun mahallesini
anlattığımız an zaten nabzını harekete geçecektir İnşAllah.
|Ömer Faruk CANBAZ