Kendilerinden daha kötü olanları taklit edip kendilerine yazık ettiler. Prensin asasını ele geçirmeye yeltendiler. İyi de o asayı nasıl kullanabilirler ki? Papanın tacını kuşandılar. Bu yükü nasıl taşıyabilirler? Tıpkı kalbi kırık bir palyaço gibiler.
Ama, yarabbi! Anlasanıza, ölüyorum. Onların gözümün önünde seviştiklerinden, gözümün önünde, ben işkenceler içinde kıvranırken, onların mutluluklarından ölüyorum...
Bihter bu şakalar esnasında gözlerini çevirir, ikisine de bakamazdı. Ah! Mümkün olsaydı da herkese bağırsaydı: "Fakat anlamıyor musunuz? Behlül benim için, yalnız benim için her şeyi terk etti."
En ednâ lütfuna can vermeye müştak iken sad hayf
Beni cevrinle öldürdün beyim ağyara alttın.
(En Küçük lütfuna can vermeyi şiddetle arzularken binlerce yazık ki/Beni eziyetinle öldürdün beyim, yabancılara aldandın.)