Zeynep

Sığda Sokağı beğendim mi bir bakıp pencereden Çıkıp gitmek olmalı özelliğim bu benim Senin durman, küçük sevinçleri yaşadığımızın Ey yağmur, ey sevdiğim Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Uzaktan en uygun ballı yemişleriyle Tutup öpmeye ceylan, barınmaya kulübe Küçük şeyler ormanına bir güven bir güven Böyle yanılma hiç görmedim Ürküt kara martılarını kıyımızın Yankılan, mutlu kayığımı sığda kurtar Ey ses, ey yakın geçmişe ağzımla verdiğim. Gülten Akın
Reklam
Limon Kokulu, Yağmurlu Kadınlar Vardır Gerçekten bir şey oluyor burada. Gizemli bir şey. Bir denizaltı kadar görkemli ve garip. Gri bir günde camlardan yağmuru seyretmek. Saydam yusufçuklar yavaşça uzaklaşıyor ve beni sana getiriyorlar topaz tapınaklarda. Sen bir güneş tanrısı gibi gülümsüyorsun. Biliyor musun kaç yıl tek başınaydım ben karmaşanın içinde. Bir türlü tutunamıyordum işte. Bir tek senin yanında yürümüştüm ben topaz bir günde ve suya yakın. Geceleri üstümü örterdin. Sonra konuşmazdın hiç. Uzun süre konuşmazdık. Gözlerinde kaybolurdum. Bu suskunluk anlaşılır bir şeydi. Deniz ve karanlık yerlerden geçen bir nehrin sessizliği gibi… Biliyor musun bir şey oluyor burada. Garip bir şey. Bulanık bir suda yokoluş gibi. Gözlerimde beyaz kelebekler uçuşuyor ve beni kendime getiriyorlar yavaşça beyaz odalarda… Unutuşum başka bir sendi. Ben ölüyordum Tropiko. Unutuşun beyaz romansıyla ölüyordum. Söyleyecek başka bir şeyim yok artık. Unutmak istemiyordum oysa. Güzel kalan yaralarda vardır çünkü… Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır. Hiç unutmayan kadınlar vardır… limon kokulu…
Gerçekten de, Yevgeni Irtenyev o zamanlar akıl hastası idiyse, bütün insanlar akıl hastasıdır; ama en ağır akıl hastası olanlar; kendilerinde farkına varmadıkları akıl hastalığı belirtilerini başkalarında görmek isteyenlerdir.
Sayfa 117
Ah gençlik! Gençlik! Pervasızca, umursamadan gidiyorsun kendi yolunda -dünyanın bütün hazineleri seninmiş gibi; keder bile seni mutlandırıyor, acı bile alnına çok güzel oturuyor. Özgüvenli ve küstahsın ve "Sadece ben canlıyım, bakın!" diyorsun. Kendi günlerin hızla uçup, hiçbir iz bırakmadan yok olur ve içindeki her şey güneşin altında eriyip giderken bile mum gibi... kar gibi... ve belki de senin sihrinin bütün sırrı istediğin her şeyi yapabilme gücünde değil, yapmayacağın hiçbir şey olmadığını düşünme gücünde gizli. Rüzgarlara saçtığın bu, herhangi bir başka amaç için asla kullanamayacağım hediyeler. Herbirimiz, hediyeler konusunda çok savurgan olduğuna inanmışız -şöyle haykırmaya hakkı olduğuna: "Oh! neler yapamadım, keşke zamanımı boşa harcamasaydım."
Sayfa 101
Edebiyat
"Alabileceklerini kendin al ve başkalarının seni avuçlarının içine almalarına izin verme; kendine ait olmak, yaşamda esas mesele budur."
Sayfa 37
Edebiyat
Reklam