İnsanı sadece biyolojik bir varlık olarak göremediğimiz, onun varoluşuna çeşitli yüce anlamlar yüklediğimiz için, gövdeden akan kanın can denilen şeyi çekip almasını, dolayısıyla o kişinin "ölmüş" olmasını bir türlü kavrayamadığımızı düşünüyorum. Hayvanlar ölümü anlıyor ama insanlar anlayamıyor. Can denen şey, her türlü yaralanmaya, berelenmeye açık haldeki insan bedeninden bir saniyede çıkıp gidiveriyor ve insanlar bunun sonucunda aklını kaçıracak kadar sarsılıyorlar. İnsanın algılama gücünü zorlayan bir durum bu. Hayatımıza, varoluşumuza yüklediğimiz hiçbir kavramla bağdaşmıyor. İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz. Çünkü hiçlik zor geliyor.
İnsan aklı yüreğinden bağımsız bir yaşam sürüyor, sık sık da duygularını aşağılayan, duyguları açısından anlaşılmaz ve acımasız düşünceler barındırıyor içinde. Uzaklaştırmak istediğim halde böyle düşünceler benim de aklıma geliyordu...
Tinsel etkinliğimizin acınası, önemsiz zembereği insan aklı! Benim zayıf aklım, nüfuz edemediği şeyleri anlayamıyor, gücünün üstünde çalışarak inançları, yaşamımın mutluluğu için hiç dokunmamam gereken inançları birbiri arkasına yitiriyordu.