Emin, Ethem, Ekrem, Hülya, Nurten, Sevgi, Çiğdem, Kazım, Mürüvvet... Dokuz isim, dokuz ayrı hayat.
Kimse kimseyi gerçekten sevmiyor ya da kimse kimseyi duymuyor. Hiçbirinin kalbi bir diğeri için çarpmıyor.
Kurgu o kadar ustalıkla örülmüş ki, her bölümde kızgınlıkla okuduğumuz bir yalanın üstü açılırken altından büyük bir dram çıkıyor. Hangi karaktere kulak versen o haklı. Kimse suçlu değil ama masum da değil. Kısacası herkes kendi hikayesinin mağduru.
Sırtımızda yük olan, omuzlarımızı ağırlaştıran, içimizde tutarak kalbimizi yorduğumuz ne varsa söyleyelim. Söyleyelim bilsinler...