Peygamber'in hayatının tarafsız şekilde incelenmesinden anlaşılır ki, İslâm'ın yayılması ve güçlendirilmesi emelinden doğan kat’î bir zaruret olmayınca, mesele Peygamber'in şahsiyetine ait kaldıkça, Cenâb-ı Peygamber, "hiç bir insanda görülmeyen derecede sabırlı ve yumuşak başlı” olduğunu isbât etmiştir. Mervan'ın uğursuz pederi, Peygamber'in tavırlarını taklide ve onunla alay etmeye kadar cür'et etmişken "din nâmına” bir lüzum hissetmediği için, Resûlullah ona idam hükmü vermemiş, hattâ en sâdık sahabelerin gazaplarından kurtarmak için onu Taif'e sürgün etmiştir. Buna benzer pek çok tarihî misâller vardır.
...âşıkların ve düşmanların kaderinde karşılaşmak vardır, para adam öldürür, kuşlar yem ararken ölür, gençler yaşlılara gülmemelidir, çiçeklerin kırmızılığı birkaç gün sürer, insan kendini ve yerini bilmeli, aptalca davranırsan sonra acısını çıkarırlar...
Babam savaşın büyük tekerleğinde hızla dönmüş olsa da ve insani ışığı her zaman tüm gücüyle o soğuk zırhı kırmak için çabalasa da tüm yaşamı boyunca insanla politika, bireyle toplum ve insanla savaş arasındaki ilişkiyi hiçbir zaman anlamamış.