İnsanoğlunun eylem ihtiyacı iki kaynaktan doğar: Hürriyet ve emniyet. Yani insan bu dünyada hayatında iki şeyin peşindedir; ya hür olmaya çabalar veya güvenlik içinde olmaya.
Düşünen insanlar hayatın bir ekmek kavgası olduğuna inandıklarını ifade ettikleri için hayatın bir ziyafet olması gerektiği düşüncesini kimse önleyemedi. Doymak, daha çok doymak için kuvvet toplamak demek. Hür olmak daha çok hür olmak için bir fırsat sayıldığı gibi, ya Avrupa'nın XVI. yüzyıl insanı protein kelimesini bilmediği için işin başında ağzından sehven "hürriyet" kelimesini çıkardı, yahut günümüz insanı faydalı olan her şeyin adı ortaktır düşüncesinden kalkarak proteine hürriyet diyor.
Bugün insan elinden çıkma bir ortam yürürlükte olduğu kadar insan eliyle biçimlerinde değişiklik doğmuş bir insan da söz konusu. Günümüz insanlığının kendi ellerinden ve beyninden doğan teknolojik ucube tarafından tehdit edildiği çok sık söylenen sözler arasında. Çoktandır insanın kendi türettiği alet karşısında küçüldüğü ve bu Frankeştayn'ın sonunda sahibini boğazlayacağı söyleniyor. Kim bilir bunları söyleyenler böylesi bir boğazlama eyleminin olup bittiğini bile farketmiyorlardır belki.
Batılı insanın dünyaya hâkimiyeti kendi ölçülerinin bütün alanlarda üstün ve özenilmeye değer sayılmasına yol açtı. Bugün yaşama biçimi olarak dünya çapında yaygın bir batılaşma var. Mutfaklar yemek hazırlama laboratuarı, televizyonlu yaşama alanları bir kamu toplantısının dinlenme ânı gibi, yatak odalarımıza değil koğuşlara gidiyoruz. Çalışma ve eğitim hayatımız mekanik ölçüleri hiçbir zaman aşamıyor. Eğlence ve boş zamanların değerlendirilmesi de dâhil olmak üzere insan hayatının hiçbir bölgesi, hiçbir dönemi yok ki planlanmamış, sınırlar içine alınmamış olsun. Kısacası batılı hayat biçimi denilen şey teknolojinin denetiminde bir robotlaşmadan başka bir şey değildir.
Bunda şaşılacak bir şey yok. Çünkü böyle bir hayatı geliştirip bize kabul ettirenler robotlaşmayı bile aratacak ilkellikten çıkıp gelmişlerdir. Medeniyetin önemli bir parçası burnunu silmek, tükürmek, bazı tabii ihtiyaçları gidermek, uyumak vesair faaliyetlerle ilgilidir. Çağdaş batı medeniyeti kendi temellerini böylece atmış. XV. yüzyıldan beri medeni kaideler konulmaya çalışılmış, bu konuda kitaplar yazmışlar.
Bedenin zorbaca kınanmasıyla bedenin serbestliğe ve başıboşluğa bırakılması arasında sıkı bir ilişki vardır. Aşırılıklar karşı aşırılıkları doğurmuştur.