Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Duygular gelip geçicidir. Eyleme yargı ve karar karışmamışsa duygunun ölünceye dek süreceğini nasıl bilebiliriz.
Eğer birine “seni seviyorum” diyebiliyorsam. “Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum” da diyebilmeliyim.
Nereden bileceksin, fesleğen köklerinin
Hercai bulutlardan bıkıp usandığını
Ansızın kayıveren yıldızların ardında
Vuslatını bekleyen bir kalbin yandığını
Nereden bileceksin
Kim bilir, belki bir gün kapıma geleceksin
Kollarında rüzgârlı bir deprem karanlığı
Kapı aralığından sessizce gireceksin
Işıldayan bu gönül şahikası önünde
El pençe divan durup, sen de eğileceksin
Acının ilk günkü kadar taze olduğunu gösteren gün geliyor ister bir ister beş yıl geçsin daha öncekiler gibi bu acılar da hep taze kalacak şehirlerin adı değişecek sayılar değişecek ama acılar taze kalacak.