Aziz İstanbul

Her 5 dakikada bir telefonuna bakmazsa kıyametin kopacağına inanan yeni bir kabile var artık.
Teknoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sosyal medya bağımlılığına mensup insanlar, bir şey paylaşmazlarsa fenalaşacaklarını hatta öleceklerini düşünüyorlar.
Teknoloji
Kitaplar akıllı kişilerin bahçeleri, faziletli kişilerin güzel kokulu çiçekliğidir.
Edebiyat
Elbette bunca acının sonu Eylül’dür Sanadır elbet bunca gidişler. Hep sanadır, kederi ve kirli oyunları bu dudakların. Oysa şimdi dağlar kadar bulut altında Ve dağlar kadar köhneyim. Ve bir serçenin küsüp de dala, Konmayı bıraktığı o susuz yerdeyim. Ah şiir! Sözlerimizle salladığımız o yitik beşik Topraksız da serpilen nergis kokusu Yürüyüşünü tamamlayamamış paslı kediler Görünmez duvarlardan yıkılmış kar-gri eşik! Elbet sanadır bunca gidişler; Sanadır elbet kederi ve kirli oyunları bu dudakların. Oysa şimdi ağlar gibi bulut altında Vedalar gibi köhneyim… Ve bir serçenin küsüp de dala, Konmayı bıraktığı o susuz yerdeyim.
Şiir
Hocaya-Öğretmene Saygı
Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri, fetihten sonra İstanbul'a giriyordu. Rum kızları pâdişah zannedip çiçekleri Akşemseddin (kuddise sırruh) Hazretleri'ne uzattılar. Akşemseddin (k.s.) Hz. Fâtih'i işâret ederek: - Pâdişah O'dur! dedi. Fâtih Sultan Mehmed Hân Hazretleri de: - Pâdişah benim ama, o benim hocamdır. Çiçekleri ona götürün, diyerek kızları geri çevirdi. 1516 - 1517 yılları...Yavuz Sultan Selim Hân (rahmetullâhi aleyh)'ın Mısır seferi... Şeyhulislâm İbn-i Kemalpaşa, Yavuz'un yanındadır. Dönüş yolunda atbaşı giderlerken, Kemalpaşazâde'nin atının ayağından bir parça çamur, Yavuz'un kaftanına sıçrayıverir. O büyük âlim telaşlanır. Ne yapacağını şaşırır... Onun bu telaşlı hâline karşılık, Yavuz Sultan Selim Hân'ın tarihe geçen şu sözleri pek mânidardır: - Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur parçası, bizim için şereftir. Öldüğümde şu çamurlu kaftan üzerime örtülsün! Bir de Batı'dan örnek verelim... Napolyon Paris'ten geçerken, kalabalığı yarıp kendisine ulaşmaya çalışan bir adam görülür. Askerler caddeyi kordon altına almışlardır. Adama mâni olmaya çalışırlar. O esnada iyice hırpalanmış olan adam, Napolyon'un gözüne ilişir. Napolyon heyecanlanır ve: - Bırakın gelsin! emrini verir. Kendisine doğru yürüyen adama sevgi ve saygıyla bakarken, şeref kıtasına seslenir: - Dikkat!.. Hazır ol!.. Fransa geçiyor! Bu adam Napolyon'un öğretmenidir. Evet, hocaya-öğretmene saygı, bir milletin mâzîsine-istikbâline saygıdır. O milletin kıymet hükümlerine, ideallerine-mefkûresine saygıdır. Gerek Hz. Fâtih (k.s.)'in gerek Yavuz Selim Han (rh.) ve gerekse Napolyon'un hocalarına gösterdikleri îtibârın sebebi budur. 24 Kasım 1998 Fazilet Takvimi
Eğitim