Amerika ve İngiltere'ye giden Osmanlı talebelerine yönelik misyonerlik faaliyetleri de hızlanmış, âdeta bir taarruza, silahsız bir "Haçlı Seferi'ne" dönüşmüştür.
Hindistan Müslümanlar'ı, Sultan İkinci Abdülhamid Han tahttan indirilmeden evvel İttihad ve Terakki idâresine bir mektup yazarak: "Lütfen Abdülhamid Han'ı tahttan indirmeyin. Çünkü Osmanlı gemisi ancak onun gibi tecrübeli bir kaptan sayesinde selâmet sahiline çıkabilir" demişlerdi.
Kongre başkanı Papaz Samuel Zwemer; Protestan misyonerlere Müslümanlar arasında çalışırlarken bir de tavsiyede bulunuyorlardı: "Bir Müslüman'a dinini bırak dersek, onların İslam'ı bırakması asla mümkün değildir. Nitekim 25 yılda ancak 25 Müslüman'ı Hıristiyan yapabildik. Onlar buna karşılık her gün en az 25 Hıristiyan'ı Müslüman yapıyorlar. Biz Müslümanlar'a: 'Sizin dininiz olan İslamiyet mücevher yüklü çok kıymetli bir gemiye benziyor. Ama bu geminin yükü taşınamayacak kadar çok fazla, çok ağır. Gemi bu yükü taşıyamıyor. Geminin ve yolcularının karşı kıyıya batmadan ve sağ salim geçebilmesi için, bu yüklerin bir bölümünü denize atmamız gerekir' demeliyiz. Böylece mübahlardan müstehaplardan, sünnetlerden başlayarak, vaciplere, farzlara gelinceye kadar onlara geminin bütün yüklediğini boşalttırmalıyız. Böylece gemi karşıya geçse de boş geçmeli!.."