Bombalarınızla ve silahlarınızla bu dünyadaki kötülükleri ortadan kaldırabileceğinize gerçekten inanıyor musunuz? Hayır hayır, o zaman kendinize de kötülük yapmış olacaksınız; şunu bir kez daha tekrar edeyim ki, bir inanç uğruna acı çekmek, adam öldürmekten yüz kere daha iyidir.
İnsan onuruna layık hiçbir düzen zor kullanarak kurulamaz. Silaha başvurur vurmaz, başka bir dikta rejimi kurmuş olursunuz ve böylece yok etmez istediğiniz insanları yüceltirsiniz
Uzun zaman önce almış olduğum fakat başta bana ağır geldiğinden okumayı bıraktığım bir kitaptı. Ama sonrasında Türk Hukuk Tarihi dersini aldıktan sonra bilgilerimi pekiştirdi. Dolayısıyla anlamamı da kolaylaştırdı. Kitap adından anlaşılacağı üzere Osmanlı Devletinde uygulanan adalet sistemini anlatıyor. Yusuf has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı eseri temel alınarak, değerlendirilerek bir anlatım söz konusu. Kutadgu Bilig’den kesitler, değerlendirmeler mevcut. Aynı zamanda farklı tarihçilerin yorumlarına da yer veriyor, Halil İnalcık. Genel olarak kitap Osmanlı’daki “adalet mülkün temelidir” düşüncesini esas alan adalet çemberi üzerinden gidiyor. Güç için ordu, ordu için asker, asker için silah gerek. Silahın alınması için ise para ihtiyaç var. O halde bu ihtiyaç da üretimle sağlanmalı. Üretimden nasıl en üst seviyede verim sağlanır, sorusuna da halka adil davranarak cevabı verilir. Yani reaya kendisine adaletli davranılırsa üretim yapar, üretim olmazsa asker yetişmez. Bu şekilde de çember tamamlanmış olur. Bunun dışında Adl (divan-ı mezalim) üzerinde durulmuş, bu görüşmeler sırasında halkın, hükümdara üst düzey yöneticileri (zaman zaman hükümdarın yakınları, veziri Azam’ı kadıları) şikayet ettiğini ve bu yüzden de kimi tarihçilere göre halkın idareye katılması olarak değerlendirildiğini söylemiş. Yapılan birtakım adaletsizliklerden ya da böyle durumlar mevcut olduğundan nasıl davranıldığından o zamanki adaletnameler üzerinden bahsediyor. Herkese açık, davada verilen kararı içeren bu belgeler bu haksızlığın yapıldığı halk için kaleme alınır ve bundan sonra nasıl davranılacağını söyler ve söz konusu bölgede uygulanmaya başlar. Örneğin bazı kadılar hristiyanlardan vergi toplarken o bölgede vergisini vermeyenlerin ölüsünü gömdürtmemesi üzerine halktan gelen