Yaz sıcağında bir yolcu bu denli susamamıştır
Onun böyle bir nimete can atıp durduğu kadar ,
Çare nedir biliyor da, hiç çare bulamamıştır ,
Suda çırpınıyor ama, ateşi yanar da yanar.
Başlıyor ağlamaya: "Ah, yazık, taş yürekli oğlan!
Ben bir tek öpücük dilenirken sen nazlan da nazlan!
Öyle derin ki gözlerinin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki, her şeyi unuttum içlerinde
Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdayları üzerinde
Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar..
(Geceyi gündüzü, Güneş’i, Ay’ı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da Onun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, akıl edenler için dersler vardır.) [Nahl 12]