Ben fukarayı severim, dersin kendi kendine, yalandır. Kendin de inanamazsın. Hangi fukarayı, nasıl fukarayı? Bu canavar gibi dilenci kadını mı? Bu arsız, edepsiz, huysuz çocuğu mu? Bu iki paralık adamın önünde secdeye varan balıkçıyı mı? Yoksa köşe başında oturup çürüklerini; yüzünden açlığını, kimsesizliği, hafifçe deliliği, dünyadan bıkkınlığı akan adama yutturulan külhanbeyi kestaneciyi mi?
Kimdir şu sevdiğin insan? Anladık fakir, kimsesiz, bahtsız.. Ama kim?
Kim olacak? Sensin. Kendi kendinsin.