Bu canlılık
yoksunu kişilik, hiçbir zaman gerçek bir savaş için
yaratılmış değildi; onun yapabileceği tek şey, tehlike
karşısında ölmüş gibi yapan ya da renk değiştiren bazı
küçük hayvanların yöntemini andırır biçimde kendisini
savunmaktı;
genel olarak savaşta yara alanlar, onu körükleyenler
ve yürütenler değildir; savaşın bütün yükünü
masumlar ve eline ne zaferlerden ne de yenilgilerden
bir şey geçecek olan zavallı halk taşır.
"Hayvanların birbirlerine
saldırmalarını, bilgisizliklerine vererek anlayışla karşılayabiliyorum,"
diye yakınır; ama insanlar savaşın başlı
başına bir adaletsizlik olduğunu anlamak zorundadırlar,