İbrahim

İbrahim
@Vfvendetta
Galatasaray Her daim mücadeleye devam https://1000kitap.com/gonderi/284210023 https://1000kitap.com/gonderi/279126799 https://1000kitap.com/gonderi/258401121
9 kütüphaneci puanı
5207 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
Kırık Kanatlar Kitap İncelemesi
10/10
·88 syf.·
2021 18. kitabı
Acıklı bir aşk romanı. Halil Cibran'ın kendisini anlattığı tahmin ediliyor. Selma Karami'ye olan imkânsiz aşkını anlatıyor. İncecik bir kitap olmasına rağmen, binlerce sayfa yazılan kitaplar kadar etki bıraktı bende. Kitapta birçok yerin altını çizdim ve neredeyse tamamı alıntı olarak eklenecek kadar etkili cümleler. Ancak duygu yüklü aşk cümlelerinden fazlası da var kitapta. Özellikle din adamlarına yönelik ciddi eleştiriler yer alıyor. Kadın hakları konusunda da çok önemli tespitleri var. İradeleri dışında evlendirilen ve kocalarının eziyetlerine maruz kalan Doğulu Kadınların yazıgısından bahsediyor. Erkek egemen toplumun eleştirilerini yapıyor. Kitap yaklaşık yüz yıl önce yazıldı ancak kadınların yaşadıkları konusunda çok fazla bir değişiklik olduğunu maalesef ki söyleyemeyeceğim. Özellikle bitmeyen kadın cinayetlerini de düşünce bu düşüncemin haklılığı da anlaşılacaktır. Yazar bu konuyu Selma Karami'nin ağzından çok güzel anlatmıştır. Selma burada tüm kadınlar adına Tanrı'ya sesleniyor. "Bu kadın ne yaptı sana, ey Tanrım, senin böyle öfkeni üstüne çekmek için? Böyle bir cezanın onu zamanın sonuna kadar peşini bırakmaması için hangi günahları işledi? Senin verdiğin cezanın bu kadar ağır olması için hangi korkunç suçu işledi? Sen güçlüsün, ey Tanrım, bu kadın ise zayıf, peki o halde niçin belini büküyorsun onun? Sen yücesin ve her şeye kadirsin, o sürünüyor senin tahtanın önünde, niçin çiğniyorsun onu? Sen önünde durulmaz fırtınasın,  o ise bir toz parçası,  onu şu karlı toprağa niçin savuruyorsun? Sen çok büyüksün, o aciz, niçin savaşıyorsun onunla? Sen her şeyi bilensin, basiretlisin, o ise şaşkın ve kör, niçin  kıvrandırıyorsun onu? Onu sen aşkla yarattın, niçin aşktan öldürüyorsun? Sağ elinle onu kendine kadar kaldırırken, sol elinle uçuruma atıyorsun..." Bu
Aşk
Kırık KanatlarHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
''ÖLÜMCÜL KİMLİKLER''
8/10
·134 syf.·
2021 13. kitabı
İncelemeye yazar hakkında kısaca bilgi vermekle başlamak istiyorum. Amin Maalouf; 1949’da Lübnan’da doğdu. Annesi Türk kökenli Mısırlı, babası Katolik cemaatine mensup. Yazar, iç savaşın çıktığı 1976 yılına kadar Lübnan’da yaşamıştır. 1976’ten beridir de Paris’te yaşamaktadır. Yazarın ana dili Arapça’dır. Bu bilgileri vermek istememin sebebi; kitabın konusunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak. Kitabın konusu ‘’kimlik’’tir. Yani insanın dinsel, etnik, ulusal ya da başka özelikleri göz önüne alınarak bir tanıma sıkıştırılmaya çalışılması ve yazarın bu konudaki tespit ve eleştirilerini konu edindiği deneme türünde bir kitap. Bu bilgileri vermekle, yazarın bu konuya ilişkin olarak bize sadece teorik bilgileri vermekle kalmayıp, kendi yaşam tecrübesinden de yararlandığını belirtmek istedim. Yazar kitaba başlarken de kendini şöyle tanımlıyor : ‘’kendimi ’daha çok Fransız’ mı, yoksa ‘daha çok Lübnanlı’ mı hissettiğim ne kadar sorulmuştur bana. Cevabım hiç değişmez. ‘Her ikisi de!’.’’ Evet, yazarın kimlikle ilgili sorulan soruya verdiği cevaptan da anlaşılacağı üzere kendisini tamamen bir kültüre ait hissetmiyor, yani kendisine çizilen bir sınırda kalmak istemiyor. Ve kitabın ana fikri de bu diyebilirim. Yani insanın kendini sadece bir kültüre, ya da bir etnik gruba ait hissetmesi gerekmiyor. Kendini, inkar etmeden istediği gibi bir tanımlamak istiyor. Burada ben de kendimle ilgili şunu söylemek istiyorum. Ben Mardinliyim ve bir tanışma sırasında bunu söylediğimde hemen arkasından şu sorular geliyor: ‘’Kürt müsün? Türk müsün? Arap mısın? Süryani misin? Alevi misin? Sünni misin? ...’’ Bu sorular böyle uzayıp gidiyor. Ben de burada, Amin Maalouf gibi ''hepsindenim'' demiyorum tabii. Ama demek istediğim tek bir cevap var: ‘’İnsanım’’. Benim için dünyada tek bir
1000Kitap
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
9/10
·200 syf.·
2021 10. kitabı
Amerika, Kafka’nın ilk romanıymış. Ben de bunu kitabı okumaya başladıktan sonra öğrendim.  Kafka, kitabı 1912’de yazmaya başlamış. “Kayıp” adını verdiği bu kitabı, ölümünden sonra arkadaşı Max Brod tarafından Amerika adıyla yayımlanmış.     Bu kitap, Kafka'nın  diğer kitaplarından epeyce farklı. "Kafka kitapları anlaşılmıyor, çok sıkıcı" diyenlerin yanılacağı bir kitap. Çünkü kitap oldukça sade, akıcı ve gayet anlaşılır tarzda kaleme alınmış. Ben tarz olarak "Çavdar Tarlasında Çocuklar" kitabına benzettim. Gerek kitabın kahramanlarının benzerliği, gerekse de kitapların akıcılığı bana bu benzerliği kurdurttu.   Kitabın konusuna gelecek olursam; Karl Rossman isimli kahramanımızın, bir hizmetçiyi hamile bıraktığı için ailesinin kendisini Avrupa'dan Amerika'ya sürgün gönderilişini anlatıyor. Amerika'ya gitmek için yolculuk ettiği gemide başlıyor hikaye. Gemiden itibaren bilmediği bir ülkeye göç eden bir göçmenin başına gelenler konu ediliyor. Karl, gemide Amerika'da senatör olan dayısı ile karşılaşıyor. Böylece bir dayısı olmasının da avantajıyla birçok zorluğu aşıp Amerika'ya yerleşiyor. Eğer böyle bir imkânı olmasaydı neler yaşardı acaba? "Meteliksiz bir göçmen olarak karaya ayak bassaydı, şu an nerede olurdu kim bilir? ..." Evet, kitaptaki bu alıntıdan ve günümüzde yaşanan göçmen sıkıntılarından da anlaşılacağı gibi kimsesi olmadan bir ülkeden başka bir ülkeye giden insanları hiç de kolay şeyler beklemiyor. Karl, dayısının sözünü dinlemediği için dayısının evinden ayrılmak zorunda kalıyor. Ve avantajını kaybedince, zorluklarla karşılaşmaya başlıyor. Bu süreçte,   farklı ülkelerden gelen kendisi gibi göçmenlerle karşılaşıyor. Burada farklı kültürden gelen insanların özelliklerinden ve yaşamış oldukları zorluklardan bahsediliyor. Kötü  koşullarda ucuz iş gücü olarak
Edebiyat
AmerikaFranz Kafka · Dorlion Yayınevi · 20193,490 okunma
Kan Damlası
7/10
·84 syf.·
2021 9. kitabı
Mehmet Rauf'un daha önce Eylül kitabını okumuştum. Eylül, bilindiği gibi edebiyatımızdaki ilk psikolojik romandır. Ancak yazar burada tamamen farklı bir konuyu işlemiştir. Kan damlası, isminden anlaşılacağı üzere bir polisiye romandır. Kitap 84 sayfadan oluşuyor. Oldukça kısa ve akıcı. Roman, İngiliz köşkü olarak bilinen ve Ziyagil Köşkü tarzında bir köşkte işlenen bir cinayetle başlıyor. Daha sonra aynı tarzda başka bir cinayetin de işlendiği öğreniliyor. Kitabın esas konusunu bu cinayetlerin aydınlatılması oluşturuyor. Birçok polisiye romandan farklı olarak, süpriz bir sonuç çıkmıyor. Kitabın başından beri katilin kim olduğu belli aslında. Sadece katillere ulaşmak üzerine kurgulanmıştır. Ben yine de beğendim, sıkılmadan bir çırpıda okunabilecek bir kitap.
1000Kitap
Kan DamlasıMehmet Rauf · Dorlion Yayınevi · 20182,040 okunma
Kumarbaz
9/10
·187 syf.·
2021 8. kitabı
Kumarbaz, Dostoyevski’den okuduğum altıncı kitap. Sanırım daha da okumaya devam edeceğim. Suç ve Ceza’dan başlayıp, Karamazov Kardeşler’den devam etmiştim. Bu iki kitap için, dünya edebiyatının en sevilen ve en çok okunan kitaplarıdır diyebiliriz. Bu yüzden yazarın diğer kitaplarının bunların altında kalacağını ve beğenmeyebileceğimi düşünmüştüm. Ancak Dostoyevski farkı burada ortaya çıkıyor. Her kitabının ayrı bir tadı, ayrı bir güzelliği var. Ve her kitabının ayrı bir katkısı var insana. Bir psikolog seçme hakkım olsa bunun Dostoyevski olmasını isterdim. İnsan ilişkilerindeki psikolojik tahlilleri ders niteliğinde. Okuduğum her kitapta, adeta kendimden bir parça buluyorum. Kumarbaz da diğer kitapları gibi akıcı, bir çırpıda okunup etkisi geçmeyen kitaplarından. Kitap bittikten sonra kafada yaşamaya devam ediyor. (Bir yıldır, Suç ve Ceza'dan hatıra kalan Raskolnikov kira ödemeden kafamda yaşamaya devam ediyor) Kitap, Kumar bağımlısı Aleksey İvanaviç’in hayatını anlatıyor. Aleksey'in Polina'ya olan aşkını anlatıyor. Başlarda imkansız gibi görünen bu aşk için kahramanımız, olur olmaz çılgınlıklar yapıyor. Hatta canını bile çekinmeden verebileceğini gösteriyor. İlk başlarda sevdiği kadın adına başladığı kumar, sonradan hayatının merkezine yerleşiyor ve bırakamayacağı tutkuya dönüşüyor. Burada, kumarla birlikte insanların bitmek tükenmek bilmeyen kazanma hırslarını anlatıyor. Kazandıkça kazanmaya devam etme ve bir türlü bunu bırakamama huylarından bahsediyor. Ancak her kitabında olduğu gibi burada da sadece tek bir konuya odaklanmıyor yazar. İnsan ilişkilerindeki birçok soruna değiniyor. İmkansız aşktan, insanların miras beklentisi ile akrabalarının ölmesini heyecanla beklemelerinden, para için evlenme planlarından, çalışanların köle muamelesi görmesinden
1000Kitap
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma