• Bir gün, Mekke’den Medine’ye hicret etmiş bazı fakir sahabîler Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek şöyle de-diler: “Ey Allah’ın Resûlü! Zengin olan Müslümanlar, yüksek manevi dereceler kazanıp sürekli olan (Cennet) nimetlerine na-il oluyorlar. Zira hem bizim gibi namaz kılıyor, oruç tutuyorlar hem de fazla malları olduğu için, onunla hacca ve umreye gidiyor ve sadaka veriyorlar.” Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara şu ce-vabı verdi: “Size öyle bir şey haber vereyim ki, onu yaptığınızda, hem sizi sevap açısından geçmiş olanlara yetişirsiniz, hem sizden sonra gelenler size ulaşamaz, hem de içinde bulunduğunuz top-luluğun en hayırlıları olursunuz; ancak size haber vereceğim şe-yin aynısını yapacak olan istisna: Her (farz) namazdan sonra otuz üçer defa ‘sübhanellah, elhamdülillah, Allahu Ekber’ deyin.” Ebû Dâvûd’un Sünen’inde nakledilen rivayette, daha sonra şöyle de-nilmesi emredilmektedir: aittir. O’nun her şeye gücü yeter.” Son cümle ise, “Böyle ya-panların günahları deniz köpüğü kadar bile olsa Allah affeder.” şeklindedir. Öyle anlaşılıyor ki; bu hadis-i şerifle birlikte namaz sonrası tesbihat da yaygınlık kazanmıştır. Bilindiği gibi, İslam’ın hüküm ve uygulamaları tedricilik prensibine göre nazil olmuş ve uygu-lanmış; zamanla da Müslümanların hayatlarında sağlam bir şe-kilde yerini almıştır.