Vhp 34

• Bir gün, Mekke’den Medine’ye hicret etmiş bazı fakir sahabîler Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek şöyle de-diler: “Ey Allah’ın Resûlü! Zengin olan Müslümanlar, yüksek manevi dereceler kazanıp sürekli olan (Cennet) nimetlerine na-il oluyorlar. Zira hem bizim gibi namaz kılıyor, oruç tutuyorlar hem de fazla malları olduğu için, onunla hacca ve umreye gidiyor ve sadaka veriyorlar.” Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara şu ce-vabı verdi: “Size öyle bir şey haber vereyim ki, onu yaptığınızda, hem sizi sevap açısından geçmiş olanlara yetişirsiniz, hem sizden sonra gelenler size ulaşamaz, hem de içinde bulunduğunuz top-luluğun en hayırlıları olursunuz; ancak size haber vereceğim şe-yin aynısını yapacak olan istisna: Her (farz) namazdan sonra otuz üçer defa ‘sübhanellah, elhamdülillah, Allahu Ekber’ deyin.” Ebû Dâvûd’un Sünen’inde nakledilen rivayette, daha sonra şöyle de-nilmesi emredilmektedir: aittir. O’nun her şeye gücü yeter.” Son cümle ise, “Böyle ya-panların günahları deniz köpüğü kadar bile olsa Allah affeder.” şeklindedir. Öyle anlaşılıyor ki; bu hadis-i şerifle birlikte namaz sonrası tesbihat da yaygınlık kazanmıştır. Bilindiği gibi, İslam’ın hüküm ve uygulamaları tedricilik prensibine göre nazil olmuş ve uygu-lanmış; zamanla da Müslümanların hayatlarında sağlam bir şe-kilde yerini almıştır.
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Abdullah b. Mesud anlatıyor: “Allah Resûlü bana hita-ben: ‘Bana Kur’ân oku.’ dedi. Ben, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Kur’ân sana indirilmiş olduğu hâlde, ben mi sana Kur’ân okuyayım?’ de-yince, ‘Onu başkalarından dinlemek hoşuma gider.’ buyurdular. Nisâ Sûresi’ni okumaya başladım. ‘Ey Resûlüm! Her ümmetten, haklarında tanıklık edecek bir şahit (peygamber) celbettiğimizde ve seni de bütün onlara (ümmetine) şahit olarak getirdiğimizde, bakalım onların hâli nice olacak?’ (Nisâ, 4/41) âyetine geldiğimde, Allah Resûlü ‘yeter’ dedi ve yüzünü diğer tarafa çevirdi. Baktım ki, gözlerinden inci gibi yaşlar dökülüyordu.”
Din
Ukbe b. Âmir (radıyallahu anh) ise Efendimiz’in şu tavsiyelerini bize aktarmaktadır: “Allah Resûlü ile görüştüğümde bana şöyle demişti: ‘Senden ilişkisini kesenle sen münasebet kur, sana ver-meyene sen ver, sana haksızlık edene af ile muamele et.’ Daha sonra yine görüştüm ve bu kez bana şöyle dedi: ‘Bak Ukbe b. Amir, sana şimdiye kadar Allah’ın ne Tevrat’ta ne İncil’de ne de Zebûr’da indirdiği sûreleri öğreteyim mi? Her gece onları mutlaka oku. İşte o bahsini ettiğim sûreler; İhlâs, Felak ve Nâs Sûreleridir.’ Allah Resûlü, bana bu sûreleri okumamı emretti-ğinden beri hiç terk etmedim. Zaten, okumayı terk etmek de bana yakışmazdı.”
Din
Âişe validemiz, O’nun yatmadan önce yaptığı duayı şu şekil-de anlatmaktadır: “Allah Resûlü her gece yatağına girdiğinde iki elini birleştirir, onlara üfler, İhlâs, Felak ve Nas sürelerini okur, sonra da başından başlayarak, vücudunda ulaşabildiği her yere elini sürer ve bunu üç defa tekrar ederdi.” Elbette, bu konu-da başka tavsiye ve uygulamaları da bulunmaktadır. Meselâ Hz. Ali (radıyallahu anh) şunu rivayet etmektedir: “Allah Resûlü bana ve Fâtıma’ya şu tavsiyede bulundu: Yatağınıza girdiğinizde 34 de-fa ‘Allahu Ekber’, 33 defa ‘sübhanellah’, 33 defa ‘elhamdulillah’ deyin.” Hz. Ali o günden sonra bunu hiç terk etmediğini söyleyince, bir zat: “Sıffin günü de mi?” diye sormuş ve O “Evet o gün bile…” cevabını verdi.”Yine mühim bir iş olmazsa gece pek dışarı çıkmazdı. Ancak bazı gecelerde dışarı çıktığına dair rivayetler de bulunmaktadır
Din
Nitekim bir hadis-i şerifte konu şu şekilde anlatılmaktadır: “Gece bir grup, gündüz de bir grup melek yanı-nızda olurlar. Bunlar sabah ve ikindi namazları vaktinde bir araya gelir ve nöbet değişimi yaparlar. Rableri namaz kılmış kullarının hâllerini en iyi bildiği hâlde, yine o meleklere: ‘Kullarımı ne hâlde bıraktınız?’ diye sorar. Onlar da: ‘Biz onları namaz kılar hâlde bı-raktık ve yanlarına da namazı kılarken varmıştık.’, derler.”
Din