Kocaman bir hububat plâtosu durumundayken buğdayını bile dışarıdan getirmek zorunda kalan Türkiye, en küçük civatasini bile yapmaktan aciz olduğu Batı oyuncağı makinelerle, iç ve dış istinatlarını büsbütün körletici bir yatırım cinneti içinde, mevcut ve mevhum temellerini büsbütün elden çıkarmaya doğru giderken ona söylenecek en dokunaklı söz ancak şu olabilir:
- Köyü boşaltıcı ve şehri patlatıcı cereyana "dur!" de ve köylüye "şunu ekeceksin!" Şehirliye de "bunu yapacaksın!" Emrini ver ki,kurtuluşun ilk şuuruna ermiş olasın!...
Eğer bunları yerine getirmekte demokrasiyi engel görüyorsan, demek ki,demokrasi senin gözünde, ilâca şiddetle karşı koyucu bir mikroptan başka bir şey değil !...
1.Başkalarını kırmamak için kolayca söz vermek
2.Kişinin sadece davranışına bakıp,davranışının arkasındaki niyeti hesaba katmamak
3.Öfkenin tutsağı olarak hemen karar verip tepkide bulunmak
4.Keyif alınan bir alanda gelişim için hiç değilse haftada bir zaman ayirmamak
5.Duygularını söylediklerini dinlememek
Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş o kadar insan var ki! Ben onlara "yetişkin çocuklar" diyorum. Bunlar kötü insalar değiller ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.
Bu yolda galibiyet de var , mağlubiyet de...
Hepsi imtihan. Rabbim galibiyet verir; gevşeyecek miyiz, şımaracak miyiz , ona bakar.
Mağlubiyet verir ; çözülecek miyiz, yıkılacak miyiz , ona bakar. Yolcunun en kavi yoldaşı yolun kendisidir. .. Yolcunun en kavi yoldaşı yolun kendisidir ki,ona istikamet denir.
...Rahim (akrabalık bağı) Rahman'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır.
(Tirmizi, Birr, 16, Ebu Dâvûd, Edeb, 66)