"Şimdi düşünüyorum da, insan geçi geçivererek gördüğü şeyler arasında bunlardan hangisinin ileriki yaşamında unutulmaz bir yer tutacağını bilemiyor, nerden bilsin! Oysa kader, belki de bize yaşamımız için onca önemli olduğunu ilerde anlayacağımız bu rastlantıların en anlamlı belirtilerini şaka edercesine gösteriyor da biz onların yanından aptallar gibi geçip gidiyoruz. Başka ne yapabiliriz! "
"Sevdalanmaya gidiyormuşum meğer...
Bunu daha önce bir kâhin bana söyleseydi, kuşkusuz geri dönmeye kalkmazdım, ama bu sevdanın nerede, nasıl karşıma çıkacağını düşünmekten belki de olayların sırasını bozardım, zamanı altüst ederdim. Geleceğimizi bilmemektir bizi zamanın içine sokan. Yoksa bir gün dizlerine dokunur dokunmaz onun soyunuvereceğini bilip de beklemek, bir ölümlünün sabrını aşar. "
"Resim, heykel, müzik, sinema, şiir, edebiyat... Bütün sanat dallarında en önemli unsur öncelikle sanat eseri vasıtasıyla aktardığımız "öz"ün ne olduğudur."
"Hiç şüphesiz bu gözlerden kendi içine bir şeyler doluyordu. Bunlar, aklımız için ne kadar paradoksal olursa olsun, mânâları anlaşılmayan mânâlardı. Gözün kendi cevheri, etrafındaki adele ve deri çevresindeki ürperişlere ve kımıldanışlara muhtaç olmadan, karşısındakinin içine dolan ruh muhtevaları püskürtüyordu."