Sabahattin Ali’nin kalemi, Anadolu’nun nabzını en çıplak haliyle tutanlardan. “Yeni Dünya” da tam böyle bir kitap: köy odalarında, toprak damların altında, pazar yerlerinde yaşayan insanların hikâyelerini öyle bir anlatıyor ki, sayfaları kapattığında bile gözlerinin önünden gitmiyor.
Bu öykülerde yoksulluk var, çaresizlik var; ama aynı zamanda dimdik duran bir gurur, köylünün saf ama ağırbaşlı direnci de var. Ali’nin dili ne süslü ne de yapmacık; öyle yalın ki, okuyucuya “işte bu bizim hikâyemiz” dedirtiyor.
Okudukça sadece 1940’ların Anadolu’sunu değil, bugünün memleketini de görüyorsun. Demek ki zaman değişiyor ama insanın derdi, adaletsizliği, umut arayışı hep aynı kalıyor.
“Yeni Dünya” aslında hiç de yeni olmayan, yüzyıllardır süren bir dünyanın aynası. Her öyküsüyle insanın yüreğine bir çizik atıyor.