Kitap incelememiyazmadan önce Warıs’ın de yaşadığı ve şu an hâlâ birçok kadına “Gelenek” adı altında yapılan işlemle ilgili kısa bilgiyi bırakıyorum:
Kadın sünneti ya da kadın genital mutilasyonu (FGM), tıbbi hiçbir faydası olmayan, aksine kadınların bedenine ve ruhuna ciddi zararlar veren bir uygulamadır. Genellikle çocuk yaşta, zorla ve hijyenik olmayan koşullarda yapılan bu işlem; kadınların cinselliğini bastırmak, “gelenek” adı altında kontrol altına almak amacıyla uygulanır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bugün hâlâ 200 milyondan fazla kadın bu acıyı yaşamış durumda.
Kitap yorumuma gelecek olursam ,bazı hikayeler kurgu kadar sürükleyici ama gerçekleri çok can acıtıcıdır.Warıs’ın hikayesi de böyle.Warıs’ın çocuk yaşta yaşadığı travmalar, çölde göçebe hayatıyla başlayıp sonrasında moda dünyasının zirvesine uzanan hayatı..Beni hem hayran bıraktı hem de içimi yaktı.
Kadın bedenine yapılan müdahaleler, gelenek adı altında yaşatılan acılar ve tüm bunlara karşı susmayan bir ses.Kitap kolay okunmuyor ama bıraktırmıyor da.Çok sürükleyici ilerledi benim için ,okudukça bırakasım gelmedi.
Kitabı okudukça bir kadının nasıl kendi sesini ve yolunu bulduğuna tanık oluyorsunuz.
Bu kitap sadece bir başarı hikayesi değil.Bir kız çocuğunun bedenine yapılan müdahalelerin, susmaya zorlanan bir kadının sonunda tüm dünyaya sesini duyuruşunun hikayesi.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma
Türk edebiyatında ilk psikolojik roman olduğu için uzun zamandır merak ediyordum, sonunda okuma fırsatım oldu.
Kitabın içeriğine gelecek olursam, kitap genel olarak 3 ana karakter üzerinden ilerliyor . Suat , Süreyya ve Necip. Suat ve Süreyya evli çift, Necip de Süreyya’nın kuzeni.(Suat’ın başta erkek olduğunu sanmıştım ilerleyen sayfalarda kadın olduğunu öğrendim, bu da bir bilgi olarak kalsın.)Yaz ayını ailelerinin yanında geçirmektense bir yalı kiralayıp orada kalmaya karar veriyorlar. Necip de onları ara sıra ziyarete geliyor ama bir süre sonra bu ziyaretler çok sıklaşıyor. Ve olaylar gelişmeye başlıyor. Necip, Suat’a aşık oluyor. Necip her ne kadar bunun yanlış olduğunun farkında olsa da elinden bir şey gelmiyor.Bir süre sonra Suatın da Necip’e karşı duyguları gelişiyor ve yasak aşk başlıyor. Ama bu yasak aşk sadece duygularla gelişiyor. Kitabın konusu hoşuma gitmedi ama yazar karakterlerin iç dünyasını, ruhsal durumlarını ,bastırılmış duygularını ve dönemin toplumsal baskılarını çok iyi anlatmış. Bu yüzden kitabı çok beğendim.
Genel olarak kitap çok sürükleyiciydi, sadece sonlara doğru “artık olaylar bir yere bağlansın”diye bekledim. Ama Kitabın sonu beni çok şaşırttı, asla böyle bir son beklemiyordum.
Bence mutlaka okunması gerek bir kitap.
Hayatta aşka üstün gelecek hiçbir şey bulamıyordu. Duyguların en yücesi, en seçkini oydu ve bütün öbürleri onun huzurunda yalnız susuyor ve onun büyüklüğü altında eziliyordu. Dünyada büyük, insanı hükmü altına alan ancak o vardı ve onun yanında her şey yapay, yüzeysel kalıyordu. Bunlar yalnızca boş değil, aynı zamanda vahşi, yapay, zorlamaydı. Aşk ne kadar dayanılmaz bir ateş olursa olsun, çektirdiği acılar lezzet ve mutluluğunu o kadar artırıyor, bizzat işkencesi bir mutluluk oluyordu.