Sevgi tüm duyguların diliydi. Onu bakış söylerdi, duruş söylerdi. Dil lal olsa da hal söylerdi. Seviyorum, söylemeye ne gerek var, diye düşünülse de sevgiyi kalbe söz nakış eylerdi. İnsan kalbi iki şeyi unutmazdı: Kalbini kıran ve kalbini onaran sözleri. Değil miydi ki insanı mutlu edip sevindiren de nefret verip üzen de kelimeydi. Sevginin nakşettiği sözler bunun için hiç unutulmazdı. Kalbin en nadide hatırası gibi sık sık çıkartılır, hatırlanırdı ilk günkü gibi...
O’nun kadına davranışının anlaşılmasında iki önemli husus vardı:
Birincisi, o aynadaki kadın anlaşılmadıkça O’nun merhameti, inceliği, arşı kaplamış kalbi tam anlaşılamazdı.
İkincisi, Onun kadına bakışının anlaşılması ile her zaman bir soru silsilesi oluşturan kadının kimliği anlaşılırdı. Onun kadına bakışı esmaların kadında yansıma şekliydi. O aynada, O’nun kadına davranışlarında esma parlamaktaydı.
O bize kadına esmalarla bakışı öğretti. Bu da Allah adına bakıştı. O bizi kadına nefsanî bakıştan uzaklaştırdı.