Gaston Bachelard, hayatının bir döneminde kuş yuvasını temaşa edebilmiş birinin felsefi düşünceyle tanışmış olduğunu söyler. Kuş yuvası karşısında yaşadığımız naif büyülenme ve bu büyülenmeyi tarif ederken söylediklerimiz, felsefi düşünüşün ilk ve temel adımlarıdır. İnsan, hayatının sonraki safhalarında çocukluğa, yetişkinliğe, yuvaya, tabiata, eve, duygu ve düşünceye "Kuş yuvası" imgesi üzerinden hayret, merhamet ve şefkat temelli bir bakış açısı geliştirebilir. Bakmasını bilirsek bir anneyi gözlemlemek, onu temaşa etmek de bize hayatın bilgisini, tılsımını verir. Annenin çocuğun gönlünü alması, evi düzene koyması, ev içindeki pürtelaşı, evin gönlüne ılık bir yağmur olması tarifsiz incelikler ve güzellikler içerir.
Hayat bazen zordu. Ama seni anlayan birinin hayatında olduğunu bildiğinde daha kolaydı. Seni anlayan, beraber güvende olduğunu bildiğin biri varken, dışarı gidip hayatla zor maceralara atılmak daha kolaydı. Sessizce sana sarılan, sana dokunan ve konu ne olursa olsun senin için zor olduğu duygusunu anlattığında seni, senin pencerenden gören, dinleyen biriyle bu hayatı yaşamak kesinlikle daha kolaydı.
En çok buna tutulmuştum sende, benim gibi hayatındaki her santimi hesaplayan ve o hesapları şu kadarcık olsun şaşmayan, her şeyi herkesten önce düşünen, kendini dünyanın en akıllısı sanan bir kadının da aklına gelmeyecek şeyler olduğunu göstermiştin bana. Senin olduğun yerde en güçlü, en akıllı ben değildim. Her şeyi tek başına halletmeye dünden razı biri olarak, "Ben hallederim, merak etme" cümlesini duymanın insana nasıl büyük bir ferahlık verdiğini ilk kez sayende öğrenmiştim.